"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/569 Esas, 2023/166 Karar
DAVA TARİHİ: 05.06.2013
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın 2713, 2722 ve 2728 parsel sayılı taşınmazlar yönünden kısmen kabulüne, 344 parsel sayılı taşınmaz yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu...Mahallesi 2713, 2722, 2728 ve ... Mahallesi 344 parsel sayılı taşınmazların 221 sayılı Kanun kapsamında hasımsız olarak açılan davalar sonucu davalı idare adına tescil edildiğini ve bedel ödenmediğini kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; idari yargının görevli olduğunu, uzlaşma şartının yerine getirilmediğini, taşınmazların Vakıf Hamidiye suyu isale hattı güzergahında bulunduklarını, isale hattının 1900 yılında inşaa edilmiş olduğunu, taşınmazların idareleri adına tescil edildiğini, zamanaşımı süresinin sona erdiğini, 221 sayılı Kanun kapsamında dava açılamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.05.2014 tarihli ve 2013/293 Esas, 2014/239 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu edilen 3 parselin 1969 yılında yapılan tapulama çalışmaları nedeniyle, 1005, 1008 ve 1010 parsellerin ise 1964 yılında hükmen tapuya tescil edilmesinden sonra, söz konusu taşınmazların Sultan Abdülhamit devrinde Hamidiye Memba Suyunun şehre akıtılması için tesis edilen isale hattında kaldığı gerekçesi ile ...l Sular İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından hasımsız olarak açılıp, ...l 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/1046 Esas ve Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/44 Esas sayılı dosyaları üzerinden görülen davalar sonucunda, taşınmazların 221 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı idare adına tapuya tescil edilmesi nedeniyle, kamulaştırmasız el atma hukuksal nedenine dayalı tazminat istemli iş bu davanın açılmış olduğunu, bu durumda, dava konusu taşınmazların tapuya ilk olarak 09.10.1956 tarihinden sonra tescil edildiği gibi hükmen davalı idare adına tesciline ilişkin kararların da davaların hasımsız olarak yürütülmesi nedeniyle yolsuz olduğu, bu nedenle de somut olayda 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilip, işin esasına girilerek talep hakkında karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 19.11.2020 tarihli ve 2017/503 Esas, 2020/409 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; ...Mahallesi 2713, 2722 ve 2728 parsel sayılı taşınmazlar arsa niteliğinde olup, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu yönteme uyulmadan aynı bölgedeki mahkeme dosyalarından geçen metrekare bedellerine atıf yapılarak eksik inceleme ile taşınmaza değer biçildiği gibi aynı davalıya karşı ...l 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/289 Esas, 2015/572 Karar sayılı dosyasında görülen kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat davasında 28 pafta 2694 parsel sayılı taşınmaza aynı değerlendirme tarihinde 302,50TL değer biçildiği ve bu metrekare fiyatının Dairemiz denetiminden de geçtiği gözönüne alındığında, alınan rapora göre hüküm kurulması mümkün olmadığından, taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 2713, 2722 ve 2728 parsel sayılı taşınmazlar yönünden kısmen kabulüne, 344 parsel sayılı taşınmaz yönünden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazlara 1983 öncesi el atıldığından maktu harca ve aleyhlerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazların idareleri adına tescil tarihi dikkate alınarak bedel belirlenmesi gerektiğini, taşınmazların 1956 yılı sonrasında tescil edildiği iddia edilmiş ise de, bu tescil ilk defa tapulama yoluyla değil, tapu kayıtları olan taşınmazların, tapu kayıtlarının kadastro yolu ile revize edilmesiyle gerçekleştiğini, hak düşürücü sürenin sona ermiş olduğunu, su isale hattının 1900 yılında inşaa edilmiş olduğunu, taşınmazların esasında vakfa ait bir yer olup özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2.5999 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6 ncı madde
3.2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda değer biçilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozma gereklerine uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinin kapsamı da dikkate alınarak davalı idare vekilinin temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Davacı vekilinin temyizine gelince; dava konusu taşınmazlara, taşınmazların, tapuya tesçil tarihleri dikkate alındığında 04.11.1983 tarihinden önce elatılmış olduğu anlaşıldığından, maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi harca ve davacı aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasın, gerektirmediğinden 6100 Kanun'un geçici 3 üncü maddesi geregi yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; (5) numaralı bendinin çıkartılması, yerine “ Davacı tarafından yatırılmış olan, peşin ve ıslah harcı toplamı 140,05 TL'nin, alınması gereken 80,70 TL karar harcından mahsubu ile 59,35 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, davacı tarafından yatırılmış olan 80,70 TL harcın davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,'' cümlesinin yazılması, mükerrer (5) numaralı bendinde yer alan “86.918,74” sayısının çıkartılması, yerine “9.200,00” sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.