"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/3 Esas, 2024/132 Karar
DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 21.04.2014
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ...ili,... ilçesi, ...Mahallesi 946 (ifrazen 1119) sayılı taşınmazın, kamulaştırılan kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar tarafından verilmiş cevap dilekçesine dosya içerisinde rastlanmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.03.2016 tarihli ve 2014/139 Esas, 2016/92 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; yapı ve ağaçlara değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmeyerek taşınmazın arsa vasfında olması nedeniyle, arazi niteliği ile taşınmaza değer biçen bilirkişi kurulu raporu geçersiz kabul edilerek mahallinde keşif yapılarak taşınmazın niteliğine uygun şekilde metrekare birim bedelinin belirlenmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.07.2020 tarihli ve 2019/55 Esas, 2020/117 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davalılar vekilinin temyiz istemi kabul edilmek suretiyle, bozma ilamında taşınmazda bulunan yapı ve ağaçlara değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtildiği hâlde, davalıların usuli kazanılmış hakkı ihlal edilmek suretiyle yapı bedelinin eksik hesaplanması, Mahkemece kurulan ilk hüküm bozma ile tamamen ortadan kalktığından ilk kararla hüküm altına alınarak ödenmesine karar verilen bedele 22.08.2014 tarihinden ilk karar tarihi olan 23.03.2016 tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmemesi, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda ağaç bedelinin zuhulen toplam bedele eklenmemesi sonucu az bedele hükmedilmesi ve Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının dördüncü cümlesinin; “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere” bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak bozma ilâmı sonrası hüküm altına alınmış olan fark bedelin derhâl ödenmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin, bedel tespiti ilkelerine aykırı belirlendiğini, lehe vekâlet ücretinin hüküm altına alınmadığını, taşınmazın idareleri adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda belirlenen bedelin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesine rağmen bedelde artış olmadığını, yapı bedelinin eksik hesaplandığını, kavak ağaçlarının kesim bedelinin bedele eklenmediğini, yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanunun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2.2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğrudur.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin ise aşağıdaki paragraflar haricindeki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dava konusu taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesi talep edilmesine rağmen bedeline hükmedilen taşınmazın terkinine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5. Mahkemece ilk kararla hüküm altına alınan bedele, ilk karar tarihi olan 23.03.2016 tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi gerekirken sehven 23.03.2026 tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “ TMK' NIN 999.MADDESİ UYARINCA YOL OLARAK TERKİNİNE,” ibaresinin çıkartılması, yerine “davacı idare adına tesciline” ibaresinin yazılması, (4) numaralı bendinin ilk paragrafında yer alan “23.03.2026” sayısının çıkartılması, yerine “ 23.03.2016” sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalılardan peşin alınana temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.