"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2629 E., 2023/2719 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/80 E., 2022/87 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının davasının kabulüne, müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir.
Kararın müdahil-davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı müdahil-davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, Şile ilçesi Bucaklı mahallesi çalışma alanında bulunan 151 ada 33 parsel sayılı 2.156,61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, komisyon kararı ile Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesine taşınmazın ... oğlu ...'in zilyetliğinde olduğu şerhi yazılmıştır.
Davacılar vekili, dava konusu Şile ilçesi Bucaklı mahallesi 151 ada 33 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerine atadan intikal ettiğini, ancak kadastro tespitinde taşınmazın Hazine adına tespit edildiğini, müvekkillerinin murisi ... ve kardeşi ... evlatları tarafından yarı yarıya arpa, buğday, yulaf v.s ekilmek sureti ile halen kullanıldığını, taşınmaz üzerinde imar-ihyanın 30-40 yıl önce tamamlanmış olduğunu, sonrasında da sürdürüldüğünü belirterek, yapılan kadastro tespitinin iptali ile müvekkilleri adına veraset ilâmına göre tespit ve tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "çekişmeli taşınmazın tamamının, bulunabilen en eski ve tüm hava fotografları ve memleket haritasından anlaşıldığı üzere öncesinde orman olmayan, zilyetlik kazanılabilen imar ihya gerektirmeyen yerlerden olduğu ve davacıların eklemeli olarak 80 yılı aşkın uzun süreli davasız aralıksız eklemeli zilyetliği ve kullanımının ispat edilerek 3402 sayılı Kanunun 14 ve devamındaki maddelerde belirtilen koşulların sağlandığı" belirtilmek suretiyle açılan davanın kabulüne; müdahil Hazinenin davasının reddine, dava konusu İstanbul İli Şile İlçesi, Bucaklı Mahallesi, 151 ada 33 nolu parselin davalı Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile, tespitteki vasıf ve miktarla, taşınmazın tamamının 320 pay belirlenerek: muris ... 320 pay kabul edilerek mirasçıları adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup; hüküm, müdahil-davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; "bilirkişi raporunun eksik ve objektif olmadığı belirtilerek istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun hüküm vermeye uygun olduğu, bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla müdahil- davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddinin gerektiği ancak, kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan incelemede; mahkemenin infaza elverişli doğru sicil oluşturması gerekmektedir. Bu kamu düzenine ilişkin bir düzenlemedir. Verilen karar incelendiğinde, hüküm kısmında mirasçı ...'in ölü olduğunun belirtildiği, ancak ...'in sağ olduğu, yine ölü ... adına önce 80 pay verildiği, daha sonra ise mirasçıları belirtilerek mirasçılarının paylarının belirlendiği, bu şekildeki hükmün infaz aşamasında karışıklığa neden olabileceği anlaşıldığından hüküm kısmının resen infaza elverişli şekilde düzeltilmesi gerektiği" belirtilmek suretiyle müdahil-davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 355/1-2. cümlesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden esasıyla ilgili olarak; davacıların davasının kabulüne, müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmiş olup; hüküm, müdahil-davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 21.02.1991 tarihinde ilan edilen Orman Kadastrosu ve 2/b uygulaması vardır. Arazi kadastro çalışmaları ise 1972-1973 yıllarında yapılmıştır.
Bilindiği üzere, öncesi boş (hali) ya da ham toprak olan taşınmazların 20 yılı aşkın süre ile ekonomik amaca uygun şekilde ve malik sıfatı ile kullanılması halinde zilyedince iktisabı mümkün olmakla beraber evveliyatı taşlık, kayalık, çalılık gibi yerlerin imar ve ihya edilmeksizin iktisabı olanaksızdır. Bu nedenle de, tescili istenilen yerlerin önceki niteliğinin belirlenmesi zorunludur. Somut olayda çekişmeli taşınmazın taşlık, kayalık, çalılık gibi imar-ihya gerektiren yerlerden mi, yoksa hali veya ham toprak mı olduğu hususunun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi gereğince, imar-ihyaya muhtaç olan taşınmazların onaylanmış imar planı kapsamında kalması halinde onay tarihine kadar imar-ihyasının tamamlanmış ve devamında 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulmuş olması halinde kişiler adına tesciline karar verilebileceği tartışmasızdır. Esasen bu yön İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde bulunmakta olup eldeki dosyada çözümlenmesi gereken husus, taşınmazın öncesinin imar-ihyaya muhtaç olup olmadığı ve tarımsal üretimin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Zira aynı madde kapsamı uyarınca, öncesinde imar-ihyaya muhtaç bulunmayan, boş (hali) arazilerin zilyetlikle tasarruf edilmeye başlanması ve sürdürülmesi halinde 20 yıllık zilyetlik süresinin imar planının onaylandığı tarihe göre değil, duruma göre ihdas, dava, tespit tarihine göre belirlenmesi gerekecektir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; dosya kapsamından, 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi kapsamında imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmediği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı bulunduğu halde, taşınmazın bu imar planı kapsamında kalıp kalmadığı hususunun araştırılmadığı, ayrıca raporlardaki çelişkinin giderilmesi amacıyla fen ve ziraat bilirkişilerince hazırlanan 17.03.2022 tarihli ek raporda tüm hava fotoğraflarının incelenmesinde "tarımsal amaçlı kullanılmış olabileceği" şeklinde muğlak bir ifadeye yer verildiği ve taşınmazın keşifte sürülerek tarıma uygun ... getirildiği, üzerinde 25 yaşlarında 1 adet çam ağacı bulunduğu ve bundan başka ekili dikili bir ürün bulunmadığı anlaşılmış olup, zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında tereddüt hasıl olmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma nedeni Kadastro Müdürlüğünden sorularak, yöreye ait en eskisinden itibaren tüm memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı ilgili yerlerden getirtilmelidir.
Bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşif sırasında, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime, ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, özellikle imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmelidir.
Ziraat mühendisi bilirkişiden, nizalı taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, değerlendirme tarihi açıkça yazılmak suretiyle üzerinde bulunan ağaç türü ve yaşlarını belirten, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki tarihli ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle ve temin edilebilecek tüm hava ve uydu fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde de inceleme yaptırılarak, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, taşınmazın taşlık-çalılık gibi imar ihyaya muhtaç olan yerlerden mi yoksa boş (hali) nitelikte mi bulunduğu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmelidir.
Fen bilirkişisine, keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazın öncesine ait niteliği doğru şekilde belirlenerek imar-ihya gerektiren yerlerden olması ve 1980 yılında onaylanmış 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı kapsamında kalması halinde onay tarihine kadar imar-ihyasının tamamlanmış ve devamında 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulmuş olması; imar-ihya gerektirmeyen yerlerden olması halinde ise 20 yıllık zilyetlik süresinin tespit tarihine kadar gerçekleşmesi gerektiği dikkate alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.