"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2073 E., 2023/1780 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/73 E., 2022/236 K.
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda, Bursa ili ...ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 4162 parsel sayılı 7.469,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1960 yılından beri ...'nin fiili kullanımında olduğu şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına 04.05.2010 tarihinde tespit ve 08.06.2010 tarihinde tescil edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın müvekkilleri ile davalı şahısların müşterek murisinden intikal ettiğini ve murisin ölümü ile mirasçılarının kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine miras payları oranında müvekkillerinin kullanımında olduğuna dair şerh verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; aynı taşınmaza ilişkin daha önce 17.10.2012 tarihinde ...ve diğerleri tarafından Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/410 Esasına kayden dava açıldığını ve karar verildiğini, aynı konu ve taşınmaza ilişkin daha önce açılan bir dava olması nedeniyle, davanın derdestlik ve kesin hüküm nedeniyle usulden reddine, taşınmazın Hazine adına kayıtlı olmaması nedeniyle husumet yokluğundan reddine ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığından, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; aynı taşınmaza ilişkin daha önce 17.10.2012 tarihinde ...ve diğerleri tarafından Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/410 Esasına kayden dava açıldığını ve karar verildiğini, aynı konu ve taşınmaza ilişkin daha önce açılan bir dava olması nedeniyle, davanın derdestlik ve kesin hüküm nedeniyle usulden reddine ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığından, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini, ayrıca çekişmeli taşınmazın davacılar ile müvekkillerinin müşterek murisinden intikal etmediğini, muris ...'nin eşi ... Kandilci tarafından 3. kişilerden satın alındığını ve müvekkillerinin fiili kullanımında olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının davacıları ile eldeki dosya davacılarının farklı kişiler olması nedeniyle 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturmadığı, ancak kadastro çalışmalarının tamamlandığı ve taşınmazın tapuya tescil edildiği tarih üzerinden davanın açıldığı tarih itibariyle 10 yılı aşkın süre geçtiği" gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, taşınmaza konulan şerhlerin karar kesinleşene kadar devamına karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın kadastrodan önceki hukuki nedene dayanılarak açılmasına, davanın açıklanan bu niteliğine göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabi olduğuna, somut olayda çekişmeli taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin 2010 tarihinde yapıldığı ve söz konusu tespitin 08.06.2010 tarihinde kesinleşmesine ve bu halde tespitin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 01.03.2021 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğunun anlaşılmasına, farklı davacılar tarafından öncesinde kesinleşen tutanağa yönelik Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı taşınmaza yönelik açılan davanın hak düşürücü süreyi kesmeyeceğine, yine tapu kaydında yer alan davalıdır şerhinin esasen HMK'nin 389. maddesi anlamında ihtiyati tedbir niteliğinde bulunmadığı gibi tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edildiği ve davalı gerçek kişilerin bunu öğrendiği tarih nazara alındığında tedbire itiraz süresinin dahi geçmesine, kaldı ki mahkeme gerekçesi gözetildiğinde hükümde hak düşürücü süre nedeniyle redde denilerek hak düşürücü süre kelimelerinin kullanılması gerekirken "zamanaşımı" kelimesinin kullanılmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde bulunmasına göre, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan sebeplerle; temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.