"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (...) Mahkemesi
SAYISI : 2019/280 E., 2023/20 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde asgari ücretle pompacı olarak çalıştığını, ... sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti ile ... bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının mazeretsiz ve bildirimsiz olarak işe devam etmemesi nedeniyle ... sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.05.2015 tarihli ve 2013/260 Esas, 2015/212 Karar sayılı kararı ile; davacının ... sözleşmesinin davalı Şirket tarafından haksız olarak feshedildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile ... bayram ve genel tatil ücreti yönünden davasında haklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 24.10.2017 tarihli ve 2015/18464 Esas, 2017/22682 Karar sayılı ilâmı ile; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacının dava dilekçesinde toplam 6.631,56 TL fazla çalışma, hafta tatili, ... bayram ve genel tatil ücreti alacağı isteğinde bulunduğu, yargılama sırasında hangi kalem alacak için ne miktarda talepte bulunduğuna dair ayrıştırma yapılmadığı, davacı vekilince 28.04.2015 tarihli ıslah dilekçesinde de talepler ayrıştırılmadan fazla çalışma, hafta tatili ile ... bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının 11.748,74TL olarak ıslahının talep edildiği, Mahkemece hangi alacak kaleminden hangi miktarda talepte bulunulduğu hususu araştırılmaksızın, bilirkişi raporunda belirlenen miktardan %20 indirim yapıldığı belirtilmek suretiyle toplam 10.330,12 TL fazla çalışma ile ... bayram ve genel tatil ücreti alacağının kabulüne karar verildiği, hükmedilen miktarın kesin olarak belirtilmesinin yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği olduğu, bu nedenle Mahkemece önce davacıdan taleplerini ayrıştırması ve somutlaştırması istenerek, sonra infazda tereddüte yer vermeyecek şekilde ve her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı indirim uygulanmak suretiyle talep edilen alacaklar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu; somut olayda, davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre davacının 24 saat çalışma 24 saat dinlenme esasına göre bir hafta 12 saat, diğer hafta 9 saat fazla çalışma yaptığı sonucuna varılmış olup ayrıca ... bayram ve genel tatil günlerinin de yarısında çalıştığı kabul edilerek söz konusu alacakların hesaplandığı, Mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen toplam miktardan %20 indirim yapıldığı belirtilmiş ise de gerçekte bilirkişi raporunda hesaplanan miktar üzerinden %20’den daha az oranda indirim yapıldığının anlaşıldığı, kaldı ki Mahkemece takdir edilen %20 indirimin dahi dosya kapsamına göre az bir oran olduğu; bu sebeple öncelikle taleplerin ayrıştırılması için davacıya süre verilip davacının beyanına göre her bir alacak kalemi yönünden dosya içeriğine uygun miktarda indirim yapıldıktan sonra infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde ayrı ayrı karar verilmesi gerektiği; davalı tarafça ... sözleşmesi devam ederken davacıya kıdem tazminatı ödendiğinin savunulduğu, davacının ise kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı açıklaması adı altında banka vasıtasıyla yapılan ödemelerin gerçekte her ay kullanılan avansların karşılığı olduğunu, her ay bu paraların işverene iade edildiğini, kendisine kıdem tazminatı ödenmediğini ileri sürdüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıya yapılan ödemelerin, yapıldıkları aylara ilişkin ücret ve fazla çalışma alacağının karşılığı olduğu sonucuna varıldığı, Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının ücret alacağı talebinin reddine, fazla çalışma alacağı yönünden ise ödeme yapılan aylar dışlandıktan sonra diğer dönemler yönünden alacağın kabulüne karar verildiği, böylece davalı tarafça çeşitli zamanlarda “kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı” açıklaması ile davacının banka hesabına yatırılan tutarlar, davacının ücret alacağı ile fazla çalışma alacağından mahsup edilmiş ise de bu kabulün hatalı olduğu, ... sözleşmesi devam ederken banka kanalıyla yapılan ödemelere ilişkin dekontlarda “kıdem ve ihbar tazminatı” açıklaması yer almakta olup davalı tarafça da aynı yönde savunma yapıldığı, bu durumda anılan ödemelerin kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına mahsuben ödenen avans niteliğinde olduğu kabul edilerek buna göre alacakların hesaplanması gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 20.02.2019 tarihli ve 2018/98 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2019/4992 Esas, 2019/17130 Karar sayılı ilâmı ile; taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Mahkemece bozma öncesi kararda tüm alacaklar için 16.04.2014 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiş olup kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmediği, bozma sonrasında ise faiz başlangıç tarihi değiştirilerek davacı tarafından davalıya tebliğ edilen ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 21.05.2013 tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak kabul edildiği, dosya kapsamına göre davacının dava dilekçesinde kıdem tazminatı için fesih tarihi olan 16.04.2013, diğer alacaklar için dava tarihi olan 16.11.2013 tarihinden itibaren faiz uygulanmasını, ıslah dilekçesinde ise, tüm alacaklar için 16.04.2013 tarihinden itibaren faiz uygulanmasını talep ettiği, bu hâlde Mahkemece davacının talebi ile usuli kazanılmış haklar da gözetilerek faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesi gerekirken alacakların tamamı yönünden 21.05.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu; kabule göre de her ne kadar ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 21.05.2013 tarihi faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmiş ise de ihtarnamede hem talep edilen alacak miktarlarının sınırlandırıldığı hem de davalı tarafa talep edilen alacakların ödenmesi için 7 gün süre verildiği, bu hâlde ihtarnamenin tebliğ tarihinde temerrüt oluştuğundan söz edilemeyeceği, Mahkemece açıklanan esaslara göre davacının dava ve ıslah dilekçesindeki talepleri ile bağlı kalınması gerektiğinin öncelikle dikkate alınması gerektiği; Mahkemece bozma öncesinde davacı lehine 1.822,26 TL yıllık izin alacağına hükmedilmiş iken bozma sonrasında hüküm altına alınan izin ücretinden %30 indirim yapıldığının anlaşıldığı ancak yıllık izin ücreti alacağından herhangi bir surette indirim yapılmasının mümkün olmamasına göre Mahkemece hatalı hukuki değerlendirme yapılarak karar verildiği, bozma öncesinde davacının hesabına çeşitli tarihlerde “kıdem ve ihbar tazminatı” adı altında yapılan ödemelerin ücret ve fazla çalışma ücreti olduğu kabul edilerek değerlendirme yapıldığı, buna göre davacıya ödenen toplam tutarın, net asgari ücrete isabet eden kısmının ücret alacağına mahsuben ödendiği, kalan kısmın ise fazla çalışma ücreti olduğu gerekçesiyle sonuç itibarıyla davacının ücret alacağının bulunmadığına karar verildiği, fazla çalışma ücreti yönünden ise ödeme yapılan aylar dışlanarak sonuca gidildiği, söz konusu kararın davacıya ... sözleşmesinin devamında yapılan ödemelerin, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 101 ve devamı maddeleri ile dosya kapsamı dikkate alındığında kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına mahsuben yapıldığının kabulü gerektiği noktasında bozma kararı verildiği, Mahkemece bozmaya uyularak bu konuda ek rapor alındığı, ek rapor doğrultusunda davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığı belirlenerek bu alacaklar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği; ancak bu hâlde bozmaya uyulmakla, davacıya "kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı" adı altında yapılan ödemenin artık ücret ve fazla çalışma ücreti alacaklarından mahsubunun mümkün olmaması karşısında, bu alacaklar yönünden yeniden değerlendirme yapılarak bu değerlendirmenin sonucuna göre davacının ücret ve fazla çalışma ücreti alacağı bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözden kaçırıldığı, hâl böyle olunca Mahkemece davacıya yapılan ödemenin kıdem tazminatı ve ihbar tazminatından mahsup edildiği nazara alınarak ve tarafların usuli kazanılmış hakları da göz önünde bulundurulmak suretiyle davacının fazla çalışma ve ücret alacağı talebi yönünden yeniden değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, bozmaya uyulmakla bozma doğrultusunda işlem yapılması gerektiği dikkate alınmadan, eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu ayrıca hüküm altına alınan alacakların brüt mü yoksa net mi olduğunun hüküm yerinde belirtilmemesinin bir diğer hatalı yön olduğu gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davacının ... sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinin anlaşıldığı, davacının çalıştığı dönemdeki kıdem ve ihbar tazminatı adı altında yapılan ödemelerin kıdem ve ihbar tazminatına mahsuben yapıldığının kabulü gerektiği yönündeki bozma ilâmı uyarınca alınan bilirkişi raporu ile davacının bakiye kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığı, 08.....2021 tarihli bilirkişi ek raporunda ücret, fazla çalışma ücreti ile ... bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin hesaplamanın hükme esas alındığı, yapılan hesaplamada tespit edilen fazla çalışma ücreti ile ... bayram ve genel tatil ücreti alacak tutarlarına % 30 oranında indirim uygulandığı, bozma ilâmı uyarınca yıllık izin ücreti alacağında indirime gidilmediği, bozma konusu yapılmayan kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; davacının esnek çalışma saatleri düzeni içinde kendi isteği ile nöbet usulü çalıştığını, nöbeti denk gelmediği takdirde ... bayram ve genel tatilde çalıştırıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, davacının bozma ilâmından sonra yaptığı ıslaha değer verilmesinin hatalı olduğunu, ... sözleşmesini kendisi fesheden davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamayacağını, davacının müvekkilinden talep edebileceği hiç bir hak ve alacağının bulunmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesi, davacının fazla çalışma ücreti ile ücret alacağının bulunup bulunmadığı, ilk hükmü temyiz etmeyen davacının temyiz talebinin, bozma ilâmı ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edip etmediği konularına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
2. 4857 sayılı ... Kanunu’nun 32, 41, 63, 68 nci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297 nci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."
4. Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve 2022/16498 Esas, 2022/16753 Karar sayılı ilâmında usuli kazanılmış hak ilkesi şu şekilde açıklanmıştır:
"...
3. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
4. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar).
..."3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece 13.05.2015 tarihli ilk karar ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre davacının 24 saat çalışma 24 saat dinlenme esasına göre bir hafta 12 saat, diğer hafta 9 saat fazla çalışma yaptığının kabulü ile fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmış, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 24.10.2017 tarihli ve 2015/18464 Esas, 2017/22682 Karar sayılı ilâmında, Mahkemece tespit edilen fazla çalışma sürelerine ilişkin bozma sebebine yer verilmemiştir. Mahkemece ilk bozmaya uyularak devam edilen yargılama sonunda 20.02.2019 tarihli karar ile davacının, aynı şekilde 24 saat çalışma 24 saat dinlenme esasına göre bir hafta 12 saat, diğer hafta 9 saat fazla çalışma yaptığının kabulü ile yapılan hesaplama hükme esas alınmış, kararı bu defa taraf vekilleri temyiz etmişlerdir. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2019/4992 Esas, 2019/17130 Karar sayılı ilâmı ile de davacının tespit edilen çalışma düzenine ilişkin bozma kararı verilmemiştir. Bozma kararında; Mahkemece ilk bozmaya uyulmakla davacıya "kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı" adı altında yapılan ödemenin artık ücret ve fazla çalışma ücreti alacaklarından mahsubunun mümkün olmaması karşısında, bu alacaklar yönünden yeniden değerlendirme yapılarak bu değerlendirmenin sonucuna göre davacının ücret ve fazla çalışma ücreti alacağı bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözden kaçırıldığının anlaşıldığı, hâl böyle olunca Mahkemece davacıya yapılan ödemenin kıdem tazminatı ve ihbar tazminatından mahsup edildiği nazara alınarak ve tarafların usuli kazanılmış hakları da göz önünde bulundurulmak suretiyle davacının fazla çalışma ve ücret alacağı talepleri yönünden yeniden değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Buna karşın Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 24.09.2019 tarihli ikinci bozma ilâmına uyularak alınan 05.....2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacının fazla çalışma sürelerinin hatalı şekilde belirlenerek hesaplama yapıldığı görülmektedir. Mahkemece 05.....2020 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamanın hükme esas alınması isabetsizdir.
3. Davacı vekili ilk bozma öncesi 28.04.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile fazla çalışma alacağını ıslah etmiş, ilk bozmadan sonra sunduğu 20.07.2018 tarihli açıklama dilekçesi ile fazla çalışma alacağını 11.748,74 TL olarak belirlemiş olmasına rağmen; ikinci bozmadan sonra 08.10.2020 tarihinde vermiş olduğu ıslah dilekçesinde ise fazla çalışma ücreti alacağını bu defa 13.952,56 TL olarak ıslah ettiğini ifade etmiştir. Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının 08.10.2020 tarihli ıslah dilekçesine değer verilerek fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Ne var ki aynı davada aynı alacak talepleri yönünden ikinci kez ıslah talebinde bulunabilmesi mümkün değildir. Bu durumda, bozma öncesi yapılan yargılamada ıslaha yönelik talepte bulunulduğu hâlde, ikinci kez ıslah dilekçesi verilmesi ve bunun hükme esas alınması diğer bir hatalı yön olup kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4. Mahkemenin karar tarihi 18.01.2023 olmasına rağmen, karar başlığında 24.01.2023 olarak yazılmış olması mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğindedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.