Logo

9. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2074 E., 2024/1678 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Sendika ile davalı işveren arasında Yüksek Hakem Kurulu kararı ile 01.06.2018-31.05.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin bağıtlandığını, toplu iş sözleşmesinin imzalanmasından sonra davalı işveren tarafından işyerinde çalışan işçilere bir duyuru yapıldığını ve sendika üyesi olmayan işçilerin de toplu iş sözleşmesinden yararlandırılacağının, toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için sendikaya üye olmaya gerek olmadığının ilan edildiğini, işverenin bu duyurusu üzerine müvekkili Sendikanın, İstanbul 24. Noterliği aracılığıyla keşide ettiği 23.09.2019 tarihli ihtarname ile bu tarz bir uygulamanın kanuna ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olacağı, böylesi bir uygulamanın işyerinde sendikalaşmayı engellemeye, sendikayı zayıflatmaya yönelik bir çaba olarak değerlendirileceği, bu duyurunun henüz sendikaya üye olmayan işçilere adeta "Sendikaya üye olmayın.", sendika üyesi işçilere de “İstifa edin, aidat ödemeye gerek kalmadan toplu iş sözleşmesinden faydalanın." çağrısı olarak anlaşılacağının bildirildiğini, ihtarnameye rağmen davalı işverenin hem kanuna hem de toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu hâlde Sendikaya üye olmayan işçileri toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırdığını, toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılan Sendikaya üye olmayan işçilerin dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanmak istediklerine ilişkin Sendikaya bir başvuruları olmadığı gibi bu işçilerden dayanışma aidatı kesintisi de yapılmadığını, davalı işverenin bu uygulaması nedeniyle sendika üyesi olmayan işçilerin de yeni ücretlerinin toplu iş sözleşmesi ile belirlendiğini, aynen sendika üyesi işçilerin ücretlerindeki artış oranında ücret artışı yapıldığını, sendika üyesi işçilerin ücret farkları gibi onlara da geriye dönük ücret farkı ödendiğini, sendika üyesi işçiler için sosyal haklarda sağlanan artışların sendika üyesi olmayan işçilere de sağlandığını, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (6356 sayılı Kanun) ve toplu iş sözleşmesinin açık hükmüne karşın dayanışma aidatı kesintisi yapmadan sendika üyesi olmayan işçileri toplu iş sözleşmesinden yararlandıran işverene karşı işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kanuna ve toplu iş sözleşmesine aykırı uygulamanın tespitine ve durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin toplu iş sözleşmesini ihlal eden, sendikayı zayıflatmaya ve sendikayı engellemeye yönelik bir işlem ve eyleminin söz konusu olmadığını, yine müvekkili Şirketin, "Sendikaya üye olmayın." ve sendika üyesi olan işçilere "İstifa edin." gibi bir açıklamada da hiçbir zaman bulunmadığını, müvekkili Şirketin, toplu iş sözleşmesi imzalanmadan önce de çalışanlarına, özellikle mavi yaka olarak tabir edilen çalışanlarına giyim yardımı, dinî bayramlarda erzak yardımı, çeyrek altın vb. sosyal yardımlarda bulunmakta olduğunu, ayrıca ücretlerin düzenli şekilde uygulanmakta olduğunu, toplu iş sözleşmesinin 7/2 hükmünün lafzından da anlaşılacağı üzere, toplu iş sözleşmesinin ihlalinden söz edebilmek için, sendika üyesi olmayan çalışanlara sendika üyesi çalışanlardan daha fazla ücret ve sosyal hak verilmesi gerektiğini, böyle bir şeyin hiçbir zaman olmadığını, madde hükmünün lafzından sendika üyesi olmayan çalışanlara en fazla sendika üyesi olan işçilere verilen hak ve menfaatlerin verilebileceğinin anlaşıldığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2023 tarihli kararı ile; davalı işverence davacı Sendikanın onayı olmadan 01.06.2018-31.05.2020 tarihleri arasında yürürlükte olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden sendika üyesi olmayan ve dayanışma aidatı ödeme suretiyle yararlanma talebi de olmayan işçilerin de yararlandırılmış olduğu, bu nedenle 6356 sayılı Kanun'un 39. maddesine aykırı davranıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararı ile; davalının istinafı bakımından İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davalının başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; davaya konu tespit talebi asıl talep olup fer'î nitelikteki, uygulamanın durdurulması talebinden dolayı davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve bu nedenle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle bu yöne ilişkin davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; toplu iş sözleşmesinin 7/2 hükmünün, toplu iş sözleşmesinden yararlanma şartları bulunmayan işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması bakımından 6356 sayılı Kanun’un 26/4 hükmü anlamında işçi sendikasının yazılı onayı niteliğinde olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyulan bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sendikanın açık yazılı onayının bulunmadığını, zorlama yorum yoluyla sendikanın onayı bulunduğu sonucuna ulaşılamayacağını ve dilekçesinde yazılı diğer sebepleri ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; toplu iş sözleşmesinden yararlanma şartları mevcut olmadığı hâlde işverence bir kısım işçilere toplu iş sözleşmesi ile öngörülen hakların temin edilip edilmediği ve buradan varılacak sonuca göre toplu iş sözleşmesine aykırı bir uygulamanın bulunup bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***