Logo

Ceza Genel Kurulu

"İçtihat Metni"

DİRENME - TUTUKLU

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ : GİRESUN 1. Ağır

SAYISI : 281-368

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanık ...’nın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29, 62/1, 53, 63 ve 54/1. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.04.2021 tarihli ve 376-179 sayılı hükme yönelik olarak sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 02.09.2021 tarih ve 1381-1301 sayı ile; istinaf başvurularının esastan reddine, kararın sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.06.2022 tarih ve 5609-5404 sayı ile; "… Maktulün sanığa ve babasına tehdit ve hakaretlerde bulunması, tehdit ve hakaretlerinde ısrarcı olması, maktulün araya girenleri itekleyerek eylemine devam etmeye çalışması nedeniyle maktulden sanığa ve babasına yönelen haksız tahrik olarak kabul edilen söz ve davranışlarının ulaştığı boyut gözetilerek, sanığın TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen 12 yıl ile 18 yıl arasındaki cezada, üst hadden ceza belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde 16 yıl hapis cezası belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 25.10.2022 tarih ve 281-368 sayı ile; "…Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2021/230 sayılı kararında ve benzer birçok kararında vurgulandığı üzere, sadece hakaret veya basit yaralamadan ibaret haksız söz ve davranışlarda haksız tahrik nedeniyle alt sınırdan indirim uygulanması gerektiği, somut olayda ise maktulün sanığın babası olan ...'ya vurmaya çalışarak kasten yaralama suçuna teşebbüs ettiği, devamında maktul ...'in ...ve sanık ...'e hitaben ‘Bu yayla bizim gideceksiniz, bu yaylanın ağası benim, buranın ağası, paşası benim, sizin burada yeriniz yok.’ dediği, daha sonra ‘Sizin ananızı avradınızı sinkaf edeceğim.’ dediği, etrafta bulunanların araya girdiği olayda, maktulden sanığa ve babası ...'ya yönelen, hakaret, tehdit, kasten yaralamaya teşebbüs eylemlerinin bulunduğu, sanığın yaşadığı, hiddet ve elem ile söz konusu basit nitelikteki tahrik teşkil eden eylemler nedeniyle yaşanan hiddet ve öfkenin aynı olmadığı, haksız tahrik uygulaması yapılırken sanık hakkında en az oranda indirim yapılmasının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun düşmeyeceği, sanığın cezasında 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesi gereğince asgari oranda değil, makul oranda (16 yıl hapis) ceza belirlenmesinin dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun düşeceği," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın cezalandırılmasına karar vermiştir.

Hükmün sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2022 tarihli ve 157871 sayılı "direnme gerekçesi yerinde görülmediğinden dosyanın direnme konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi" istekli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.05.2023 tarih ve 69-3145 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın cezasından haksız tahrik nedeniyle yapılan indirim miktarının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığınca düzenlenen 03.07.2020 tarihli otopsi raporundan; 25 yaşlarında, 174 cm boyunda, 75 kg ağırlığındaki erkek cesedinde dört adet ateşli silah mermi çekirdeği yarası bulunduğu, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları ile birlikte beyin doku harabiyeti ve beyin kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu, maktulün kanında 218, göz içi sıvısında ise 217 mg/dl etanol bulunulduğu,

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemindeki kayıtlardan, maktul ... hakkında 28.08.2019 tarihinde sanığın amcası ...’yı silahla yaraladığı iddiasıyla kamu davası açıldığı, Dereli Asliye Ceza Mahkemesinde 2019/256 esas sayılı dosya üzerinden görülen davada sanık ...’nın gerek soruşturma ve gerekse kovuşturma aşamasında tanık olarak ifade verdiği,

Anlaşılmaktadır.

Katılanlar İpek ve ... vekilleri aracılığıyla mahkemede; maktulün anne ve babası olduklarını, sanığın maktulü kasten öldürdüğünü, daha az ceza almaya yönelik savunmasına itibar edilmemesi gerektiğini,

Tanık ... istinabe olunan mahkemede; olayın taraflarını yayladan komşu olmaları nedeniyle tanıdığını, olay günü sanık, sanığın babası ... ile maktulün tartıştıklarını, maktulün kardeşi ...’ın olay yerinden ayrılmasıyla tartışmanın büyüyeceğini düşündüğünü ve olay yerine giderek maktule sarıldığını, sakin olmasını söylediğini, maktulün üzerinde tabanca olup olmadığını fark etmediğini, ancak tavırlarından maktulün alkollü olduğunu anladığını, kendisini sakinleştirmeye çalışırken maktulün; "Buralardan gideceksiniz, senin ananı avradını sinkaf ederim, buralardan si.tirin gidin, a... korum!" gibi sözlerle hakaret ettiğini, bu sırada tanık ...’ın aracı ile olay yerine geldiğini, maktulün ...’i görünce iyice kendini kaybettiğini, maktulü artık kontrol edemediğini, ...’ın, oğlu sanık ...'e; "Buradan gidelim oğlum." dediğini, sanıkla maktul arasında dururken birden silah sesi işittiğini, sanığın yere düşen maktulün yanına gidip elindeki silahı maktule doğrulttuğunu, sanığın yere düştükten sonra maktule yeniden ateş edip etmediğini ilk atıştan etkilendiği için bilemediğini, ...’ın, oğlu sanık ...'i alarak obayı terk ettiğini, taraflar arasında önceye dayalı husumet olup olmadığını bilmediğini,

Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; sanığın dayısı olduğunu, olay günü Çayırlı obasında hazırlık yaparken çocuklarının hayvanları köyden yaylaya getirdiklerini, yanlarında maktulün kardeşi ...’ın da bulunduğunu, bir süre sonra maktulün motosikletle yanlarına gelip kardeşi ...’la tartışmaya başladığını, maktul ve kardeşini yemeğe davet ederek tartışmayı yatıştırmaya çalıştığını, maktulün evin kapısına çıkan sanık ve babası ...’a; "Az gelin konuşalım." dediğini, maktulle sanık ve babası arasında husumet bulunduğunu, maktulün sanık ve babasını döveceğini kendisine önceden söylediğini, bunu hatırlayarak sanık ve babasının maktulle beraber gitmelerine rıza göstermediğini ve yanlarında bulunmak istediğini, maktulün ise; "Sen gelme!" diyerek gelmesine müsaade etmediğini, maktule; "Yaylada bir şey yapma köyde ne yapıyorsanız yapın." dediğini, maktulün sanık ve babası ...’ı alarak evin bulunduğu bölgeden aşağı doğru götürdüğünü, maktulün sanığa dönerek; "Sen daha gelme." demesi üzerine sanığın maktul ile babasını takip etmeyi bıraktığını, maktulün yüksek sesle konuşması üzerine ...’a; "Sen Çamlı köyündensin, bu obada senin hakkın yok. Sizin ananızı avradınızı si.erim. Buranın Allah'ı benim, siz ne biçim insanlarsınız, varsa başkası gelsin Azrail'iniz gelsin, bu obadan gideceksiniz, göçü yükleyeceksiniz!" şeklinde sözler sarf ettiğini işittiğini, ...’ın ise maktule yönelik; "Benimle sorunun nedir, tamam ben buradan gideyim ama bir konuşalım." şeklindeki sözler söylediğini, maktulün ...'ı dövmeye kalkıştığını, olayın yaklaşık 15 dakika kadar sürdüğünü, sanığın maktule; "Babama vurma, bana vur." demesine karşın maktulün hakaretlerine devam ederek; "Siz ne si.imsiniz, kralınız gelsin, Azrail'iniz gelsin, akşamdan göçü toplayıp gideceksiniz!" diye bağırmayı sürdürdüğünü, olayı yatıştırmaya çalışırken tansiyonunun düştüğünü, kendisini kaybettiğini, yakınlardaki bir yere gidip oturduğunu, maktulde silah görmediğini, birden silah sesi işittiğini, tahminine göre sanığın ayrılmaları için havaya ateş ettiğini, maktul ile ...’ın ayrıldıklarını, olay yerinin kalabalıklaştığını, sanığın tabancasını maktule doğrultup birkaç kez ateş ettiğini, bu esnada maktulün kardeşi ...’ın olay yerinde bulunmadığını, silah ateşlendikten sonra geldiğini,

Tanık ... kollukta ve aşamalarda benzer şekilde; sanığın babası olduğunu, olay günü hayvanlarını araca yükleyerek ikamet ettiği Çamlı köyünden Çayırlı Obası’na gittiğini, yolda maktule rastladıklarını, motosiklet kullanan maktulün zikzaklar yaparak araçlarının önünden gittiğini, aracı kullanan oğlu sanığa maktulün neden böyle sürdüğünü sorduğunu, sanığın da kendisine, maktulün taraf olduğu bir davada tanıklık yapmaması için kendisini ve ailesini öldürmekle tehdit ettiğini söylediğini, maktulün tehditlerinden ilk kez bu şekilde haberdar olduğunu, maktul ile bir husumetlerinin bulunmadığını ancak maktulün bu tanıklık nedeniyle kendilerine kin beslediğini, obaya varıp hayvanları yerleştirdiklerini, bir süre sonra maktulün bulundukları yere motosikletle geldiğini, ve "...Abi, ...i de al şu tarafa geçin." dediğini, kendisinin de; "... hayırdır, ne oldu?" diye sorduğunu, maktulün; "Abi, sen ...i de al, buradan si.tirin gidin." demesi üzerine; "Tamam oğlum, sorun bu ise gidelim." diye cevap verdiğini, oğlu sanık ...’e arabayı çalıştırmasını, ablasını da alarak yayladan gideceklerini söylediğini, bu sırada tanık ...’ın aracıyla geçerken yanlarında durduğunu, araçtan inip maktulü tutmaya çalıştığını, maktulün; "Buranın Allah'ı benim, ben adamı si.erim, ananı avradını si.erim!" diyerek küfretmeye başladığını, maktulü sövmemesi için uyardığını ancak maktulün üstüne doğru yürüdüğünü, tanık ...’ın da araya girerek maktulü tutmaya çalıştığını, maktulün kendisi ile konuşurken sürekli silahını gösterdiğini, evin kenarına sığındığını, üç el silah sesi işittiğini, kimin ateş ettiğini görmediğini, maktulü yerde yatar vaziyette gördüğünü, olay yerinde gördüğü oğlu sanığı kucaklayıp; "Ne yaptın oğlum sen?" diye sorması üzerine sanığın, kendisine; "Baba ben onu vurmasam o seni vuracaktı." dediğini, oğlunu alıp jandarmaya giderek teslim ettiğini,

Tanık ... istinabe olunan mahkemede; sanığın kardeşi olduğunu, maktulün ise hem köyden hem de yayladan komşuları olduğunu, olay günü köylerinden yaylaya göç götürdüklerini, yolda maktul ile karşılaştıklarını, maktulün kullandığı motosiklet ile önlerinde zikzaklar çizerek kendilerini taciz ettiğini, yaylaya ulaştıklarında kardeşi olan sanığa maktulün kendisine neden böyle davrandığını sorduğunu, sanığın ise kendisine; "Beni önceden beri tehdit ediyor. Taraf olduğu bir davada tanıklıktan vazgeçmemi istiyor, yoksa beni öldüreceğini söylüyor." diye cevap verdiğini, yayla evine yerleştikleri sırada maktulün evin önüne gelerek babası ve kardeşi ile konuşmak için dışarı çağırdığını, babasın bir sorun varsa çözmek için maktulün yanına gittiğini, uzaklaşıp konuşmaya başladıkların, bir süre sonra tekrar yanlarına geldiklerinde maktulün, babası ...’a hitaben; "Sizi sinkaf ederim, ananızı, bacınızı sinkaf ederim, karı gibi kaçarsınız, buranın kralı, Azrail’i benim" dediğini ve babasının eline vurup üzerine yürüdüğünü, babasının ise maktulü sürekli yatıştırmaya çalıştığını, alttan aldığını, yayladan gidebileceklerini ve bir daha gelmeyebileceklerini söylediğini, yaylaya zaten epilepsi hastası olan annelerinin tedavisi maksadıyla gittiklerini, kardeşi olan sanığın maktule, olaydan 20 gün sonra askere gideceğini, mahkemede tanıklık yapmayacağını söylediğini, ancak maktulün zapt edilemediğini, küfretmeyi sürdürdüğünü, komşuların maktulü sakinleştirmek için araya girdiğini, ama maktulün bir türlü sakinleşmediğini, babasının bunun üzerine sanıktan köye dönmek üzere arabayı getirmesini istediğini, tanık ...’ın maktulü tuttuğunu, ...’ın da maktulü yatıştırmaya çalıştığını, babası araca yönelirken maktulün elini beline attığını, maktulün belinde silah olduğunu, sürekli elini beline atarak tehditkâr tavırlar sergilediğini, sanığın silahı nereden aldığını bilmediğini, sanığın, babasının maktul tarafından vurulacağını düşünerek maktule ateş ettiğini,

Tanık ... istinabe olunan mahkemede; sanığın dayısının kızı olduğunu, maktul ile hem köyden hem de yayladan komşu olduklarını, olay günü maktulün konuşmak için sanık ve babası ...'ı çağırdığını, bildiği kadarıyla yayladaki yer paylaşımı ile ilgili aralarında sorun olduğunu, maktul ve ...’ın dere kenarına inerek konuştuklarını, yanlarına tekrar geldiklerinde maktulün kardeşi ...’ın maktule; "Haydi gidelim abi." dediğini, maktulün ise ...’a; "Git, seni de döverim!" demesi üzerine ...’ın olay yerinden gittiğini, maktulün ...'ya; "Buranın ağası benim, sizi burada yaşatmayacağım, yoksa sizi sinkaf ederim, si.tirin gidin!" şeklindeki sözlerle küfrettiğini, ...'ın üzerine yürümeye kalkıştığını, babası tanık ...’la araya girerek kavgayı engellemeye çalıştıklarını, maktulün bu kez, ...’ı yakasından tutup savurduğunu, olay yerine tanık ... Özkan’ın geldiğini, ...’ın ...’e kendilerinin yaylada hakkı olup olmadığını sormasıyla maktulün daha da sinirlenip küfretmeye devam ettiğini, ...’ın olayın büyümemesi için sanığa; "Hadi buradan gidelim." dediğini, sanığın nereden çıkardığını görmediği tabanca ile maktule ateş ettiğini, maktulde silah görmediğini, maktulün olay boyunca küfredip elini belinde tuttuğunu,

Tanık ... istinabe olunan mahkemede; ...’ın kızı olduğunu, olay günü maktulün kardeşi ... ile birlikte yürüyerek hayvanları yaylaya çıkardıklarını, maktulün ise kullandığı motosikletle yanlarına geldiğini, dinlenmek için oturdukları sırada maktulün; "Ben bugün ölmezsem başka zaman ölmem, benim sevenim, sayanım yok." dediğini, maktulün pek kendisinde olmadığını düşündüğünü, alkol veya bir maddenin etkisi altında olup olmadığını bilmediğini, yaylaya vardıklarında maktulün ...'ı yanına çağırdığını, yürüyerek biraz uzaklaştıklarını, maktulün ...'a küfrettiğini, bir süre sonra iki, üç el silah sesi duyduğunu, sanığın elinde silah olduğunu gördüğünü,

Tanık ... mahkemede; maktulü ve sanığı tanıdığını, olay günü ailesiyle birlikte Tekke Obası’ndan Çayırlı Obası’na kamyonetle inek almaya gittiğini, yol kenarında bir kavga olduğunu görünce kavgayı ayırmak maksadıyla araçtan indiğini, maktul ile karşısındaki şahısların sözlü tartıştıklarını, araya girenlerin maktulü durdurmaya çalıştıklarını, iki tarafa da durmalarını söylediğini, aracı yolu kapattığı için aracına binerek yola koyulduğunu, yaklaşık 300 metre ilerledikten sonra 2-3 el silah sesi işittiğini, ayırmaya çalıştığında maktulden alkol kokusu aldığını, olay yerinde 10 saniye kadar bulunduğunu, tehdit veya hakaret sözleri duymadığını,

Tanık ... istinabe olunan mahkemede; sanığın teyzesi olduğunu, maktul ile komşu olduklarını, olay günü yaylada iken maktulün sanık ve babası ...'ı yanına çağırdığını, konuşurlarken maktulün ...'a ve sanığa yönelik olarak; "Ben bu yaylanın fedaisiyim. Bu obada durmayacaksınız!" deyip ana avrat küfrettiğini, ...’ın olayın büyümemesi için sürekli; "Tamam ..., oğlumu da alıp gideceğim, sakin ol." dediğini, ancak maktulün bir türlü sakinleşmediğini, ...'ın üzerine yürüdüğünü, sanığın ise maktule; "Abi babama vurma, bana vur." dediğini, olay esnasında maktulde tabanca olup olmadığını görmediğini ancak maktulün sürekli elini beline atarak silah varmış izlenimi verdiğini, ...ve sanık uzaklaşırken maktul elini beline atınca sanığın babasını ve kendisini korumak için ateş ettiğini, tartışmanın başında, olayın büyüyeceğini fark ederek maktulün kardeşi ...'ı; "Bak oğlum, biz komşuyuz, aramızda bir husumet yok, kardeşini al götür." diye uyardığını, ancak maktulün kardeşi ...'a da vurduğunu,

Tanık ... istinabe olunan mahkemede; maktulün kardeşi olduğunu, olay günü abisi ile birlikte yaylada olduklarını, evlerine yaklaşık 700 metre uzakta sanık ve sanığın babası ... ile bir araya geldiklerini, abisi maktul ile sanığın babası ... arasında yaylada yer paylaşımı nedeniyle tartışma çıktığını, birbirlerinin üzerine yürüyünce tanık ... ile beraber araya girerek maktulü uzaklaştırdıklarını, maktulün; "Ben köye iniyorum" demesi üzerine kendisinin de yayla evine gittiğini, eve girdiğinde 3 el silah sesi işittiğini, hemen maktulü bıraktığı yere koştuğunu, maktulü yerde yatar vaziyette bulduğunu, etrafta kimsenin olmadığını, kendisi olay yerinde iken küfürleşme olmadığını, ancak tanık ...’ndan maktulün olay sırasında küfrettiğini işittiğini, sanık ve ailesi ile önceye dayalı bir husumetlerinin bulunmadığını, maktulün olay esnasında alkollü olduğunu,

İfade etmişlerdir.

Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; 20 yaşında ve bekâr olduğunu, Giresun’un Dereli ilçesine bağlı Çamlı köyünde ailesi ile birlikte ikamet ettiğini, maktul ile amcası ... arasında eskiye dayalı husumet bulunduğunu, Dereli Cumhuriyet Başsavcılığında 2019/419 soruşturma numarası ile yürütülen dosyaya konu olayda tanık olarak beyanda bulunduğunu, maktulün bu nedenle kendisine husumet duyduğunu ve sürekli kendisini tehdit ettiğini, telefonuna tehdit içerikli mesajlar gönderdiğini, tehdit mesajlarının telefonunda bulunmadığını, annesinin epilepsi hastası olduğunu, yaylayı sevdiği ve rahat etmesi için olay günü erken saatlerde Kümbet Yaylası’na bağlı Çayırlı Oba’ya yüklerini götürdüklerini, akşam saat 17.00 sıralarında evde temizlik yaptıkları sırada maktulün kardeşi ... ile birlikte evlerinin önüne geldiğini, dayısı ...'ın kapıda olduğunu, maktulün, dayısı ...i tartaklamaya başlaması üzerine kapıya çıktıklarını, babasının olaya müdahale ederek maktulün koluna girdiğini ve maktulle konuşmaya başladığını, konuşma sırasında maktulün babasına vurmaya yeltendiğini, maktule böyle davranmamasını söylediklerini, obada istenmiyorlarsa gidebileceklerini ifade ettiklerini, tanık ...’ın olay yerine gelerek ortamı yatıştırmaya çalıştığını, maktulün kendilerine hitaben; "Sizin ananızı avradınızı si.eceğim, sizi yaylada barındırmayacağım, buranın ağası, paşası benim, sizin burada yeriniz yok!" diyerek küfrettiğini, ardından kendisine dönerek; "Dosyada aleyhime tanıklık yaptın, seninle görüşeceğiz!" dediğini, kendisinin üzerine yürüdüğünü ancak etrafta bulunanların maktulü tuttuklarını, maktulle aralarındaki arbedenin yaklaşık yarım saat sürdüğünü, babasıyla beraber göçü toplamak için evlerine yöneldikleri sırada maktulün kendilerini kastederek; "Şu anasını avradını si.tiklerimi vurayım!" diyerek elini beline atıp kendilerine doğru yürümesi üzerine etraftakilerin korkudan dağıldıklarını, maktulün kendilerini vuracağını düşünerek koşup evde bulunan silahını alıp geldiğini, kendisini ve ailesini korumak amacıyla korkuyla bir el ateş ettiğini, maktulün üzerine gelmeye devam etmesiyle iki el daha ateş ettiğini, maktul yere düşer düşmez arabaya bindiğini, jandarmayı arayıp teslim olmaya gittiğini,

Savunmuştur.

IV. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

İnsanın dış dünyaya yansıyan iradi davranışlarını esas alan ceza hukuku, onun davranışlarında iç dünyasının, o anki ruh hâlinin ve genel psikolojik özelliklerinin önemi bulunduğunu kabul ederek bu psikolojik durumlara belli bir hukuki değer vermektedir. Bu itibarla modern ceza hukuku sadece işlenen suçu değil, suçun işlenmesinde etkili olan nedenleri göz önünde bulundurarak cezalandırma yoluna gitmektedir (Devrim Aydın, Yeni Türk Ceza Kanunu'nda Haksız Tahrik, AÜHFD, 2004, C. 54, s. 225).

Haksız hareketin kişi üzerinde ve onun psikolojik aleminde bir tepki doğuracağını kabul eden modern ceza hukuku, failin bu durumunu değerlendirmekte, bu durumu cezai sorumluluğunu azaltan bir sebep olarak görmektedir. Failin bu subjektif durumuna önem veren çeşitli ülkelerin ceza kanunlarında, failin cezasında belli oranlarda indirim yapılması esası kabul edilmiştir (M. Muhtar Çağlayan, Yargıtay İçtihatları Işığında Haksız Tahrik üzerine Bir İzah Denemesi, Adalet Dergisi, Ocak –Şubat, 1982, S.1, s.14).

Bu düşünceden hareketle TCK'nın 29. maddesinde haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak kabul edilmiştir.

Haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.

Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;

a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,

b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,

c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,

d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sâdır olmalıdır.

TCK'da, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan ağır-hafif tahrik ayrımına son verilerek tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlemediği önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.

Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hâl almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması nedeniyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir.

Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı hâlinde, fail ve mağdurun biri diğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik-sonralık durumları ile birbirlerine etki-tepki biçiminde gelişip gelişmediği göz önünde tutulmalı, fiillerin ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre etki-tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması hâlinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.

Evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan kuşkudan sanık yararlanır prensibi uyarınca, bir olayda ilk haksız hareketin sanıktan mı yoksa maktul ya da mağdurdan mı kaynaklandığının her türlü şüpheden uzak ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması hâlinde, oluşan kuşku sanık lehine yorumlanarak sanığın TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünden yararlandırılması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamakta ise de bu kabulün dosya kapsamından anlaşılan olayın gerçekleşme biçimine, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmesi zorunluluğu karşısında, her olayın kendine özgü koşulları değerlendirilerek bir sonuca varılması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.

B. Somut Olayda Hukukî Nitelendirme

Sanık ...’nın 20 yaşında olduğu, ailesi birlikte Giresun ilinin Dereli ilçesine bağlı Çamlı köyünde ikamet ettiği, maktulün olay tarihinden dokuz ay kadar önce sanığın amcası ile köyde kavga ettiği, maktul hakkında sanığın amcasını silahla kasten yaraladığı iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanığın bu davada tanık olarak ifade verdiği, soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanığın tanıklık yapmaması için ısrar eden maktul ile sanık arasında bu nedenle husumet oluştuğu, olay günü sanık ve ailesinin ikamet ettikleri köylerinden Çayırlı Oba'ya gitmek üzere yola çıktıkları, aracı sanığın kullandığı, maktulün motosikletle sanığın kullandığı aracın önüne geçerek zikzaklar yapmaya başladığı, sanık ve ailesinin obadaki evlerine gelip eşyalarını indirdikleri sırada adli rapora göre 2.18 promil alkollü olan maktulün, sanığın babası ...’ya seslenerek evden çıkmasını istediği, ...’ın ne olduğunu sorması üzerine sanık ...’i kastederek; "...’i de al, buradan s.ktirin gidin!" dediği, alkollü olan sanıkla aralarında olay çıkmaması için alttan almaya çalışan ...’ın, oğlu sanığa; "Arabayı çalıştır, ablanı da al, köye geri dönüyoruz." dediği, etraftakilerin de müdahale etmesine karşın maktulün saldırganlaşarak sanık ve babasının üzerine yürüdüğü, "Buralardan gideceksiniz, sizin ananızı avradınızı s.kerim. Buranın Allah’ı benim, ben adamı s.kerim, siz nasıl insanlarsınız, Azrail’iniz gelsin, bu obadan gideceksiniz, göçü yükleyeceksiniz, sizi yaylada barındırmayacağım!" şeklindeki sözlerle, tanık ...’ın beyanına göre 15 dakika boyunca evlerinin önünde sanığa ve babasına hakaret ettiği, tehdit içerikli sözler sarf etmeyi de sürdürdüğü, tartışma sırasında sanığın babası ...'ı dövmek için hamle yapan maktulün etraftakilerce tutulması üzerine ...’a vuramadığı, saldırgan tavrını artırarak sürdürmesi üzerine sanığın evden aldığı tabanca ile çok sayıda ateş ederek maktulü öldürdüğü, ölü muayene işlemi sırasında maktulün üzerinden bıçak çıktığı, olaydan sonra babası ile yayladan ilçeye dönen sanığın suçta kullandığı tabanca ile birlikte güvenlik görevlilerine teslim olduğu anlaşılan olayda;

Olaydan dokuz ay kadar önce sanığın amcası ile kavgaya tutuşması sebebiyle silahla kasten yaralama suçundan yargılanan maktulün, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tanıklık yapan sanığa bu nedenle husumet beslemesi, olay günü obaya gitmekte olan sanık ve ailesinin içinde bulundukları aracın önünde sevk ve idaresindeki motosikletle zikzaklar çizerek sanık ve ailesini rahatsız etmesi, yayla evine yerleşmeye çalıştıkları sırada sanık ve ailesinin bulunduğu eve sarhoş vaziyette giderek sanık ve babasını dışarı çağırdıktan sonra dakikalarca komşuları ve akrabalarının önünde sanığa ve babasına küfretmesi, tehdit içerikli sözler sarf etmesi, etraftakilerce yatıştırılmaya çalışılmasına karşın saldırgan tavrını sürdürerek sanığın babasını darbetmeye çalışması şeklindeki söz ve davranışları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; maktulden kaynaklanan, sanığa, sanığın babası ve yakınlarına yönelen hakaret, tehdit ve kasten yaralamaya teşebbüs şeklindeki haksız söz ve eylemlerin ulaştığı boyut gözetildiğinde Yerel Mahkemece sanığın cezasında haksız tahrik nedeniyle yapılan indirim miktarının isabetli olduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla Giresun 1. Ağır Ceza Dairesince verilen 25.10.2022 tarihli ve 281-368 sayılı usul ve kanuna uygun hükme yönelik temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Sayın çoğunluğun sanık hakkında direnme ile kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunda ikinci oylamada ulaşılan haksız tahrik nedeniyle yapılan indirim oranının isabetli olduğuna ilişkin görüşüne katılmak mümkün bulunmamıştır. Zira;

Yerel mahkemece sanık hakkında TCK'nin 81/1, 29, 62/1 maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmiş, bölge adliye mahkemesince istinaf talebi esastan reddedilmiş olup, Yargıtay yüksek 1 Ceza Dairesince sanık hakkında TCK'nin 29 maddesi uyarınca 12 ila 18 yıl arası tayin edilmesi gereken cezanın üst hadden belirlenmesi gerekirken 16 yıl olarak eksik tayin edildiğinden bahisle bozma kararı verilmiş yerel mahkeme bozmaya karşı ilk kararında direnmiş Ceza Genel Kurulunda ilk oylamada 2/3 çoğunluğa ulaşılamaması nedeniyle ikinci kez gündeme alınması gerekmiştir.

İlk oylamaya konu toplantıda yer almamamız nedeniyle sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanma imkanı bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak ortaya konulamamış, haksız tahrik indirim miktarının doğru tatbik edilip edilmediği ile sınırlı yapılan oylamada direnme kararının isabetli olmadığı yönünde görüşümüz haksız tahrik hükümlerinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu uygulamasından başlayan ve halen yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk ceza kanunda da devam eden temel kriterlerinden olayın başlangıcına sanık kusurlu hareketi ile sebebiyet verip vermediği hususuna dayanmaktadır.

Dosya kapsamından olayın başlangıcının sanık ve ailesinin ölenin evinin bulunduğu yayla obasına gelmesi nedeniyle çıkan tartışmaya dayandığı ve olaya ilişkin ihtilafın bu nedenle çıktığı anlaşılmaktadır. Olayın meydana geldiği yayla obasının taraflardan hangisinin köyüne ait olduğu hususunda duraksamaya yer vermeyecek biçimde araştırma yapılmadığı takrirde ifade edilmiş olup bu haliyle eksik araştırma var ise de; ifade içeriklerinden ölenin köyüne ait bir oba olduğu yönünde kuvvetli bir kanaat oluşmaktadır. Geçmişi yüzyıllarca geriye giden bir uygulama ile yaylalar tahsisli oldukları köy halklarının kullanımına açık olup, diğer kişilerin bu obaları kullanımının ancak ve ancak köy muhtarı ihtiyar azası gibi yetkili kişilerin kiralaması halinde belli bir süreye ilişkin olarak mümkündür. Olay sanık ve ailesinin obaya gelip bir eve yerleşmeleri nedeniyle ölenin, sanık ve ailesi ile tartışması ve tartışmanın büyümesi ile meydana gelmiştir. Bu şekilde gelişen olayın sanık ve ailesinin haksız hareketi ile başladığının kabulü gereklidir. Haksız hareketi ile olayın başlangıcına neden olan sanık bizce haksız tahrik hükümlerinden yararlanmaması gereklidir. Ancak yerel mahkeme ile özel Daire arasındaki ihtilaf haksız tahrik nedeniyle indirim miktarının doğru uygulanıp uygulanmadığına ilişkin olmakla en azından sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin en az miktarda yani 18 yıl olarak uygulanması gerektiği bu nedenle direnme kararının isabetli bulunmadığı görüşü ile sayın çoğunluğun direnme kararının isabetli olduğuna ilişkin kararına katılmak mümkün bulunmamıştır."

Düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.10.2022 tarihli ve 281-368 sayılı hükme ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,

2- Usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararına konu hükme yönelik temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,

3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2024 tarihinde yapılan birinci müzakerede karar için yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 29.05.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi

***