"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacı vasisi tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı dava dilekçesinde; herhangi bir kısıtlılığının ve vasi tayinini haklı kılacak bir ruhsal hastalığının olmamasına rağmen hâkimlerin görevini kötüye kullanmaları sonucunda kısıtlılığına ve vasi atanmasına ilişkin kararlar verildiğini, kendisine vasi olarak atanan Muzaffer Kaplan’ın emek ve mesai harcadığını belirterek hâkim Mehmet Ercan’a başvurduğunu ve hesabındaki paradan 7.500TL aldığını, hâkimin 2018 ve 2019 yıllarında Hacettepe Üniversitesinde düzenlenen raporu değerlendirmeden kısıtlılığın ve vasiliğin devamına karar verdiğini, mahkeme kararına karşı Ankara Bölge Adliye Mahkemesine başvurmasına rağmen ihbar olunan hâkim tarafından dosyanın gönderilmediğini ileri sürerek 7.500TL maddi ve 6.000TL manevi olmak üzere toplam 13.500TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı ... Hazinesine ve ihbar olunana dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.06.2020 tarihli ve 2020/22 E., 2020/11 K. sayılı kararı ile;
“…DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; kendisi hakkında 8 sene önce maksatlı olarak Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne vesayet davası açıldığını, mahkeme hakiminin dosyadaki lehine olan hiçbir belge ve sağlıklı olan raporlarını değerlendirmeden Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'ne sevkettiğini, buradan alınan raporla kısıtlandığını, Av.Muzaffer Kaplan'ın da vasi olarak atandığını, adı geçen hakkında vesayetin kaldırılması için dava açtığını, bu nedenle vasisi olamayacağını ve bu yönde karar verilmesi gerektiğini, ancak mahkeme hakimi Mehmet Ercan'ın da görevini bile bile kötüye kullandığını belirterek uğradığı manevi zararının tazminini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, hakimin yargısal faaliyeti nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava şartı niteliğindeki görev sorunu, kendiliğinden ve öncelikle irdelenmeli ve ön inceleme aşamasında bu konuda bir karar verilmelidir (HMK m.114, m.115 ve m.138).
6100 sayılı HMK'nun 6644 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 47. maddesinde, "Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hakimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; .... ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür" hükmü düzenlenmiştir.
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun 23/01/2020 tarih ve 2020/1 sayılı kararı uyarınca, vesayet hukukuna ilişkin olarak verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'ne ait olup, ...nun 47. maddesindeki düzenleme de dikkate alındığında eldeki davada ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevi Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'ne aittir. Bu nedenle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.
HÜKÜM: Gerekçe uyarınca;
1-6100 sayılı HMK'nun 47, 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine,
2-Karar kesinleştiğinde ve süresi içinde talep halinde dosyanın görevli Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vasisi tarafından temyiz edilmiştir.
II. ÖN SORUN
8. Davacı vasisinin, Özel Daire kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı, adli yardım talebinin yerinde olmadığına karar verilmesi hâlinde temyiz harç ve giderlerinin tamamlattırılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
9. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411).
10. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir.
11. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419).
12. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
13. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhâl reddedilmelidir.
14. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır.
15. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki haklılık koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2427).
16. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında mahkemenin adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır.
17. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilen taraf ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak yeniden talepte bulunabilir.
18. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine sunduğu 10.04.2020 tarihli dava dilekçesiyle, Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen kararlar nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 7.500TL maddi ve 6.000TL manevi olmak üzere toplam 13.500TL tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacı vasisinin verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu, ancak temyiz dilekçesinde yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır.
19. Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinde, Sosyal Güvenlik Kurumundan yetim aylığı aldığı, vadeli banka hesabında bir miktar parasının bulunduğu, dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
20. Hâl böyle olunca, davacı vasisinin adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
21. Davacı vasisinin sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak vasi tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacı vasisine temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince vasinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vasisinin adli yardım talebinin REDDİNE,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 14.04.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.