Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVACILAR : ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ : 24.12.2013

KARAR : Ret

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tapusuz taşınmaz tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1148 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, bu taşınmazın güneyi ve batısında bulunan hali arazinin 40 yılı aşkın süredir davacı tarafından kullanıldığını, davacı tarafından hali arazinin ihya çalışmalarına 1992 yılında başlandığını, dava konusu arazide 20 yaş ve üstü ağaçların bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekilleri cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın 21.01.2008 tarihinde onaylanan uygulama imar planı içinde kaldığını, zilyetlikle kazanım için aranan kanuni şartların oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 20.01.2016 tarihli ve 2013/479 Esas, 2016/25 Karar sayılı kararıyla; dava konusu yerlerin kadastro çalışmaları sırasında nitelik belirtilmeyen boşluk olarak tapulama harici bırakıldığı, mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve hava fotoğraflarından dava konusu taşınmazın davacıya ait 1148 parsel nolu taşınmaz ile bir bütün olarak tasarruf edildiği ve birlikte ekilip biçilerek kullanıldığının anlaşıldığı, davacıya ait zilyetlik süresinin 20 yılı aşkın olduğu, zilyetliğinin çekişmesiz aralıksız ve malik sıfatı ile devam ettiği, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, mera ve orman niteliğinde de bulunmadığı, özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte tarım arazisi olduğu, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliliği yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, Hazine vekili ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 26.12.2019 tarihli ve 2016/10917 Esas, 2019/8962 Karar sayılı kararıyla, "Davacı taraf, dava dilekçesinde taşınmazda 1992 yılında imar-ihyaya başladığını ve aynı yıl imar-ihyanın tamamlandığını ve bu tarihten itibaren ağaç dikmek suretiyle taşınmazı kullandığını iddia etmiştir. Dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede 2008 yılında 1/1000 ölçekli imar planı uygulamasının yapıldığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Yasa’nın 17/2 maddesi “il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz” hükmünü içermekte olup, imar planına alınan bir taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak mülk edinilebilmesi için tüm koşulların imar planına alındığı tarihe kadar oluşmuş olması gerekmektedir.

Hal böyle olunca; davacının imar-ihya çalışmalarına başladığını beyan ettiği 1992 tarihi ile taşınmaz bölümünün uygulama imar planına alındığı 2008 tarihleri arasında Yasa’nın aradığı 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacı yararına edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi; dava dilekçesinde, davaya konu yerin "davacı adına kayıtlı 1148 sayılı parselin güneyi ve batısında kalan tescil harici yer olduğu" tarif edildiği halde, dava kapsamı dışına çıkılarak, anılan parselin doğusunda kalan bir bölüm yer yönünden de tescil kararı verilmesi" isabetsiz olduğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Karar Düzeltme

Davacı ... mirasçıları vekilinin karar düzeltme talebi, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2020 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

C. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17/2 maddesi "İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz." düzenlemesine yer verildiği, dava konusu taşınmazın 2008 yılında uygulama imar planı içine alındığı, TMK'nın 713/1 maddesi gereğince aranan 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı taraf lehine tamamlanmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; uygulama imar planı için 21.07.2008 tarihinde onay verildiğini, söz konusu imar planı doğrultusunda hazırlanan parselasyon planının ise ... Belediyesi Encümeni tarafından 17.04.2012, ... Büyükşehir Belediyesi Encümeni tarafından ise 04.04.2013 tarihinde onaylandığını, bu nedenle onay tarihinin 2008 değil, 2013 olduğunu ve kanunda aranan 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığını ileri sürerek, Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedenine dayalı olarak ... Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddeleri gereğince açılan tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.... Medeni Kanunu’nun 713. maddesinin ilk fıkrasında; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”,

2.3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”

Düzenlemeleri mevcuttur.

3. Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3/2 maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 120,60 TL bakiye onama harcının davacılardan alınmasına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***