"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/807 E., 2024/1030 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul / Kabul - Karar Kaldırılarak Dava Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/253 E., 2023/350 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Konya ili, Meram ilçesi, Yeşiltekke Mahallesi, Diriyeri mevkinde bulunan 237 ada 80 parselde kalan 45.000,00 metrekarelik alan ile aynı yer Kürtlerağılı mevkinde bulunan 235 ada 84 parsel içinde kalan 1.500,00 metrekarelik alanın müvekkili adına kayıtlı olması gerekirken yapılan kadastro işlemleri sonucunda Hazine adına kaydedildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazları uzun zamandır kullandığını ve kıraç tarım yaptığını, yapılan kadastro işleminin hatalı olduğunu, bu nedenlerle dava konusu taşınmazların içinde bulunan ve zeminde sınırlarını gösterecekleri kısımların tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların tamamının Hazinenin özel mükiyetinde olduğunu, taşınmazlar üzerinde davacının hiçbir tasarrufunun olmadığını, taşınmazların eskiden beri ve halen boş vaziyette bulunduğunu, taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlik koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli ve 2016/518 Esas, 2018/652 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların ilgili bölümünün kadastro tespiti ile Hazine adına tescil gördüğü, davacı yönünden Kadastro Kanunu'nun 14. veya 17. maddesindeki şartların gerçekleşmediği, taşınmazlarda uzun süredir tarımsal faaliyet olmadığı ve mevcut haliyle tarımsal faaliyete olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Kaldırma Kararı
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 23.05.2019 tarihli ve 2019/349 Esas, 2019/378 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, Harçlar Kanunu'nun 11, 30 ve 32. maddelerinin hükümleri karşısında, taşınmazın belirlenen değeri üzerinden eksik karar ve ilam harcı tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu, diğer taraftan ziraat bilirkişi raporunda 20-25 yıldır zirai faaliyet yapılmadığı belirtilmesine rağmen keşfin 2018 yılında, kadastro tespitinin ise 2006 yılında yapıldığı değerlendirildiğinde en az 8 yıl kadar zirai faaliyet yapılmaması durumunda zilyetliğin iradi terkinden söz edilemeyeceği, bununla beraber zilyetliğin başlangıcı, intikali ve sürdürülüş şekli konusunda alınan beyanlar yetersiz olup ziraat bilirkişi raporunda yer yer taşlı ve ana kayanın yüzeye çıktığı belirtilmiş olmasına rağmen rapora ekli fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere dava konusu taşınmazların bir kısmında taşların temizlendiği, eğim durumunun sekilenerek düzeltildiği, dolayısıyla şartları varsa dava konusu alanın kısmen kazanımının mümkün olduğu, ancak fen bilirkişi tarafından bu alanların ölçümü yapılmadığı, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Kaldırma Kararı Sonrasında İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.2023 tarihli ve 2019/253 Esas, 2023/350 Karar sayılı kararıyla; yapılan keşif, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ile bilirkişi raporlarından, dava konusu edilen 235 ada 84 parsel sayılı taşınmazda bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile belirtilen 1.585,45 metrekarelik alan ile 237 ada 80 parsel sayılı taşınmazda (D) harfi ile gösterilen 20.699,72 metrekarelik alanda zilyetliğin çok eski tarihlerden bu yana devam ederek geldiği, eskiden beri zirai faaliyetlerin yapıldığı, bu yerlerin tarım arazisi olduğu, 80 parselde sınırları bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen yerin davacının babası tarafından aynı köyde yaşayan Kadir Akbay'dan elli yılı aşkın süre önce satın alındığı, Kadir Akbay'ın da taşınmazı ekip diktiği, arpa, buğday, mercimek, nohut, susam, kavun, karpuz gibi ürünlerin yetiştirildiği, sulamanın yağmur suyu ile yapıldığı, davacının babasının 80 parseldeki taşınmazın bir kısmını ağıl olarak kullandığı, 84 parselde sınırları bilirkişi raporu ile tespit edilen yerin ise davacının atalarından intikal ederek davacıya kadar geldiği, her iki taşınmazda da son on yıla kadar tarımsal faaliyetlerin devam ettiği ancak tarım maliyetlerinin artması, verimin düşmesi gibi nedenlerle son 10 yıldır tarım yapılmadığı, taşınmazlara komşu Hazine arazisi ile köylüye ait arazilerin de bulunduğu ancak sınırlarının belirli olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, Konya ili, .... ilçesi,.... Mahallesi 235 ada 84 parsel sayılı taşınmazda 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gri renkte gösterilen 1.585,45 metrekarelik kısım ile aynı yer 237 ada 80 parsel sayılı taşınmazda gri renkte (D) harfi ile gösterilen 20.699,72 metrekarelik alanın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
D. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E. İstinaf Nedenleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığını, bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda ve bozma sonrası raporda tespit olunan olgulara göre dava konusu taşınmazın bitki örtüsü özelliklerinden taşınmazda tarımsal faaliyetin yapılmadığının tespit edildiğini, taşınmaza tatbik edilen hava fotoğraflarında taşınmaz zemininin renk yapısının hali arazi renk yapısında olduğu, taşınmazda bir kısım taşların toplanmasının zilyetlik mahiyetinde olmadığı hususlarının tespit edildiğini, karara dayanak alınan son bilirkişi raporunda imar-ihyadan bahsedilmekte ise de bu imar-ihyanın ne zaman başladığı, ne zaman bittiği, imar-ihyanın hangi faaliyetlerle gerçekleştirildiği hususlarında herhangi bir açıklama yapılamadığını, sadece 1970 yıllarında bir kısım taşların yüzeyden toplanarak bazı bölgelere öbeklendiğinin belirtildiğini, bu işlemin sınırlarının da belli olmadığının beyan edildiğini, sadece yüzeysel bir kısım taşların toplanması işlemi ile imar-ihya yapıldığının kabulünün hukuken mümkün olamayacağını, nitekim bu imar ihya olgusundan sonra da taşınmazın zirai ve sair bir faaliyete hiç konu olmadığının raporda açıkça yazdığını, dava konusu taşınmazın zilyetliğe ve imar-ihya faaliyetlerine hiç konu olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
F. Gerekçe ve Sonuç
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20.05.2024 tarihli ve 2024/807 Esas, 2024/1030 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 235 ada 84 parseldeki (A) harfi ile belirtilen bölümün hava fotoğraflarında tarla vasıflı şahıslar adına tescil edilmiş komşu parseller gibi zilyet edildiğinin görüldüğü, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının hava fotoğrafları ile tutarlı olduğu, dolayısıyla tespit tarihi itibariyle davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu, (A) harfi ile belirtilen taşınmaz bölümü yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmediği, ancak, 237 ada 80 parsel sayılı taşınmazda (D) harfi ile belirtilen bölümün hava fotoğraflarında komşu zilyetlikle kazanıma elverişsiz arazi ile aynı görüntüde olduğu, bilirkişi raporuna ekli resimlerde taşlık ve kayalık yapısının baskın olduğu, uzun süredir zirai faaliyet yapılmadığının anlaşıldığı, (D) harfi ile belirtilen taşınmaz bölümü yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; öncelikle bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlarda 1970 yılı itibariyle imar ve ihya faaliyetlerinin yapıldığının tespit edildiği, her ne kadar hava fotoğrafları neticesinde 1970 yılı öncesine ilişkin bir tespit yapılamamış olsa da bu aşamada dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarının dikkate alınması gerektiğini, söz konusu taşınmazlar üzerinde kıraç tarım yapıldığını, dinlenilen tanıkların taşınmazların iki kuşak öncesinde bile kim tarafından ekilip biçildiklerine ilişkin beyanlarının mevcut olduğunu, yöreyi ve taşınmazı bizzat bilen kişilerin beyanlarının hüküm kurma aşamasında dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazların evveliyatında müvekkili tarafından kullanıldığının şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ispatlandığını, müvekkili lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini, bu arazilerde kır yoncası tarımı yapıldığını, kır yoncasının her yıl ekilip dikilmesine gerek olmadığını, bir kez ekildikten sonra sürekli hasat edilen ve kıraç tarıma uygun bir bitki olduğunu, tarım yapılmasına olanak olan bu arazide, mülkiyet Hazineye devredildikten sonra tarım yapılmadığını, davanın tamamı yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davanın reddine yönelik kısmının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazlardan 235 ada 84 parsel sayılı taşınmazın 1.585,45 metrekarelik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığını, bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda ve bozma sonrası raporda tespit olunan olgulara göre dava konusu taşınmazın bitki örtüsü özelliklerinden taşınmazda tarımsal faaliyetin yapılmadığının tespit edildiğini, taşınmaz zemininin taşınmaza tatbik edilen hava fotoğraflarında taşınmaz renk yapısının hali arazi renk yapısında olduğunu, zirai faaliyet yapılan taşınmazlardaki renk yapısına sahip olmadığı, taşınmazda bir kısım taşların toplanmasının zilyetlik mahiyetinde olmadığı hususlarının tespit edildiğini, karara dayanak alınan son bilirkişi raporunda imar-ihyadan bahsedilmekte ise de bu imar-ihyanın ne zaman başladığı, ne zaman bittiği, imar-ihyanın hangi faaliyetlerle gerçekleştirildiği hususlarında herhangi bir açıklama yapılamadığını, sadece 1970 yıllarında bir kısım taşların yüzeyden toplanarak bazı bölgelere öbeklendiği belirtilmiş ise de bu işlemin sınırlarının da belli olmadığının beyan edildiğini, sadece yüzeysel bir kısım taşların toplanması işlemi ile imar-ihya yapıldığının kabulünün hukuken mümkün olamayacağını, nitekim bu imar-ihya olgusundan sonra da taşınmazın zirai ve sair bir faaliyete hiç konu olmadığının raporda açıkça yazdığını, dava konusu taşınmazın zilyetliğe ve imar-ihya faaliyetlerine hiç konu olmadığını, davacının taşınmazın bazı bölgelerinde bazı taşların toplanıp öbeklenmiş olmasının, yasal bazı şartları olan zilyetlik ve imar-ihya koşullarını yerine getirmeye yeterli olmadığını, davanın reddine karar verilen parsel bakımından itirazları olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının itirazları doğrultusunda bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesi.
3. Değerlendirme
1. Kadastro çalışmaları sonucunda Konya ili, .... ilçesi, .... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 237 ada 80 parsel sayılı 96.285,89 metrekare yüz ölçümündeki ve 235 ada 84 parsel sayılı 2.691,05 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazlar ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre çekişmeli 237 ada 80 parsel sayılı taşınmazın 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (D) harfi ile gösterilen 20.699,72 metrekarelik kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesinde kural olarak isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin bu kısma yönelik yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
4. Davalı Hazine vekilinin 235 ada 84 parsel sayılı taşınmazın 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.585,45 metrekarelik bölümü hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Bir arazinin niteliğini ve kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelemesi olduğu halde, Mahkemece 1970, 1986 ve 1987 uçuş yıllarına ait hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine inceleme yaptırılmış, taşınmazın tespit tarihi göz önüne alındığında tespitten önceki zilyetliğin şekli ve süresinin belirlenmesi hususunda bilirkişi incelemesine esas alınan ve yukarıda sözü edilen hava fotoğraflarının yeterli olmadığı anlaşılmasına rağmen 1986 tarihi ile kadastro tespit tarihi olan 2006 tarihleri arasındaki dönemde var ise bu hava fotoğrafları getirtilmek suretiyle jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmamıştır. Ayrıca tek kişilik ve yetersiz ziraat bilirkişi raporunda hava fotoğrafları yorumlanarak 1970 yılında imar ihya faaliyetlerinin olduğu belirtilmiş olmasına rağmen imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise ne zaman tamamlandığı hususunun belirtilmediği, taşınmaz içerisinde yer yer ana kayanın bulunduğu, bu nedenle tarımsal mekanizasyona kısmen uygun olduğunun tespit edildiği, ekonomik amaca uygun bir tarım yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, ayrıca çekişmeli taşınmaz bölümünün dava konusu parselin kalan kısmından nasıl ayrıldığının tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca, sağlıklı bir sonuca ulaşmak için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı (özellikle 1986 tarihi ile tespit tarihi olan 2006 tarihleri arasındaki döneme ilişkin hava fotoğraflarının da olup olmadığı sorularak) tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ile jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmeli; yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazların imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; Mahkeme hakiminin taşınmazın niteliğine ve fiziksel özelliklerine ilişkin ayrıntılı gözlemi (taşınmazın nizalı bölümü ile komşu parseller ve taşınmazın geriye kalan bölümü ile ilgili mukayeseli olarak ayrı ayrı) tutanağa geçirilmeli; teknik bilirkişiden keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, krokili rapor aldırılmalı; 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan komşu parsellerle ve nizalı taşınmazın geriye kalan bölümü ile karşılaştırmalı olacak şekilde dava konusu taşınmazın nizalı bölümünün niteliği, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve kullanım durumunun ne olduğunu, evveliyatı itibariyle imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığını, imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp tamamlandığını, taşınmaz üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik
bulunup bulunmadığı ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki ziraat bilirkişi raporunu da irdeleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde çekişmeli taşınmaz bölümünün hava fotoğraflarının çekildiği tarihlerdeki sınırlarını, niteliğini, kullanım durumunu, üzerinde tarımsal faaliyet yapılıp yapılmadığını, taşınmaz üzerinde imar-ihya çalışması bulunmakta ise bu çalışmanın tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; HMK'nın 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla raporlarda belirtilen hususların somutlaştırılması için çekişmeli taşınmaz bölümü ve çevresini tüm yönleriyle gösterecek şekilde yakın plan renkli fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde dava konusu taşınmaz bölümü kabaca işaretlettirilmeli ve Mahkemece onaylanmasını müteakip dosya arasına konulmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup kararın açıklanan sebeplerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide 237 ada 80 parsel sayılı taşınmazın (D) harfi ile gösterilen kısmı yönünden verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün bu kısmının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine vekilinin 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide 235 ada 84 parsel sayılı taşınmazda (A) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümüne yönelik yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1-a maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.