Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

İLK DERECE

MAHKEMESİ : KARABÜK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili istemli dava sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 23.12.2021 tarihli ve 2019/1971 Esas, 2021/2430 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde taraf vekilleri tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 13/09/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile diğer temyiz eden davacılar vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı.

Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenerek gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar dava dilekçelerinde, mirasbırakan anneanneleri ...’nun 220 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını 1961 yılında yapılan kadastro işlemleri esnasında ve kalan 1/2 payını da 1973 yılında oğlu davalı ...'na devrettiğini, murisin dava konusu taşınmazı muvazaalı ve mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı oğluna bağışladığını, satıştan sonra murisin mal varlığında herhangi bir artış olmadığını, temliklerin bedelsiz olarak yapıldığını, murisin varlıklı biri olduğunu ve mal satmaya ihtiyacı bulunmadığını ileri sürerek, tapu kaydının miras payları oranında iptaline ve adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP

Davalı, 1982 yılında vefat eden annesi ... ...’dan kendisine ve ablası ...’a kalan gayrimenkulün ve eşyaların paylaşımının aile büyükleri nezdinde usulüne göre yapıldığını, Karabük Zora civarındaki iki adet çeltik tarlasının tapularının birinin murisin kızı ... adına, birinin ise kendi adına çıkartılarak köy muhtarlık defterine işlendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcı olduğu, bu nedenle kadastro tespiti sırasında muvazaalı olarak yapılan tespit işlemlerinin mezkur karar kapsamında kalmadığı gerekçesiyle kadastro tespiti ile davalı adına tescil edilen 1/2 pay yönünden davanın reddine, satış suretiyle temlik edilen 1/2 pay yönünden ise temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. İstinaf Nedenleri

2.1. Davacılar istinaf dilekçelerinde özetle, Yerel Mahkemece verilen kısmen red kararının hukuka aykırı olduğunu, kök muris ...'nın yasal mirasçıları olduklarını, satış işleminin muvazaalı olduğunun kabul edildiği ancak kadastro işleminde muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle ret kararı verildiğini, murisin mal kaçırma amacında olduğunu ve bu hususta Mahkeme kararının çelişkili olduğunu, dava konusu taşınmazın tamamının murise ait olup, murisin mal kaçırmak için taşınmazı satış ve kadastro işlemleri ile davalı oğluna devrettiğinin açık olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemişlerdir.

2.2. Davalı istinaf dilekçesinde özetle, muris ...'ın miras paylaşımı sırasında edindiği mal varlığının dikkate alınmadığını, murisin Has tarladaki 2 arsa ve Ankara'daki 1 arsayı, Karabük'teki 220 ada 5 parseldeki arsanın yarısını kendisine bıraktığını, ...'nin Karabük'teki arsanın hisselerini diğer varislere kendisine yapılan ödeme karşılığında bıraktığını, anne ...'nın terekesinde dava dışı taşınmazların olduğu ancak bu taşınmazları kızından kaçırmadığını, dava konusu taşınmazın temlikinde gerçek irade ve amacın diğer mirasçıdan mal kaçırma olmadığını, murisin vefatının ardından köyde bir pirinç tarlası, Safranbolu'da bir bahçe ve içinde iki katlı bir ev kaldığını ve kendisi ile kardeşi ... arasında yarı yarıya paylaşıldığını, ...'nin dava konusu taşınmazdaki hissesini para karşılığı devrettiğini ayrıca muris annesine ölünceye kadar kendisinin ve eşinin baktığını, her ihtiyacı ile ilgilendiğini ve murisin duyduğu minnet sonucu bu devrin yapıldığını, murisin amacının mal kaçırma olmadığını muris muvazaası nedeniyle açılan bu davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 23.12.2022 tarihli ve 2019/1971 Esas, 2021/2430 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın kök muris Mehmet’ten mirasçılarına intikal ettiği, davacıların murisi ...’nin de taşınmazdaki payını annesi ve davalı kardeşine temlik ettiği bu nedenle 1/2 payda muris ...’dan davalıya intikal eden bir pay olmadığı, diğer 1/2 pay yönünden de temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

2.1. Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle, mirasbırakanın 1961 yılında dava konusu taşınmazın 1/2 payını, 1973 yılında da kalan 1/2 payını davalı oğluna bağış amacıyla temlik ettiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemişlerdir.

2.2. Davalı temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesindeki gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ile tescili istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3.2.1. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

3.2.2. HMK’nın 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." hükmüne, 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.

3.3. Değerlendirme

3.3.1. Dosya içeriğinden, davaya konu 220 ada 5 parsel sayılı taşınmazın (evveli 23 ada 5 parsel) mirasbırakan ...’nın eşi Mehmet’e ait iken ölümü ile miraçsıları olan eşi ..., oğlu Mehmet Sami ve davacıların mirasbırakanı ...’ye intikal ettiği, ...’nin de payını seyyanen annesi ... ve kardeşi Mehmet Sami’ye satış suretiyle devrettiği, bu nedenle mirasbırakan ...’nın taşınmazdaki payının 1/2 olduğu ve bu payını da 15.10.1973 tarihinde davalı oğlu Mehmet Sami’ye satış suretiyle temlik ettiği, mirasbırakanın 18.05.1982 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak oğlu Mehmet Sami ile 2015 yılında kendisinden sonra ölen kızı ...’nin çocukları olan Ersin, Mesrure ve Mehmet Fikri’nin kaldığı anlaşılmaktadır.

3.3.2. Hemen belirtilmelidir ki, davalı adına kayıtlı 1/2 payın bir kısmının babasından intikalen, bir kısmının ise kardeşi ...’den satın almak suretiyle geldiği, mirasbırakan ...’dan davalıya intikal etmediği gözetilerek 1/2 pay yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların tüm temyiz itirazlarının reddine.

3.3.3. Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; eldeki davada temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri gereğince davacılar tarafından kanıtlanması gerekir. Dava dilekçesindeki iddialar bakımından ispat yükünün davalı tarafa yüklenmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığı ve temlikin muvazaalı olduğuna dair dosya içerisinde yeterli delil bulunmadığı, davacıların iddialarını ispatlayamadıkları anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacıların delil listesinde yemin deliline de dayanmış oldukları görülmektedir.

3.3.4. Hal böyle olunca, mahkemece davacılara yemin teklifi hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

VI. SONUÇ

1. Davacıların temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalının temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden/edilen davalı vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen/eden davacılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 13.09.2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

***