Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ

İLK DERECE MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil, ipoteğin kaldırılması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına dair verilen karara, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; verilen tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne, davalı banka yönünden ipoteğin kaldırılması isteğinin reddine ilişkin karar, yasal süre içerisinde davalı ... vekili tarafından duruşma istekli olarak ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 22/11/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ...., diğer temyiz eden davalı ...Ş. vekili Avukat ...., temyiz edilen davacı ... vekili Avukat ... ile ihbar olunan Hazine vekili Avukat ....geldiler. Davetiye tebliğine rağmen davalı ... gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, davalı ... ve dava dışı......ile birlikte oto - galeri dükkanı açma hususunda anlaştıklarını, sermaye olarak kullanılması amacıyla maliki olduğu dava konusu 1075 ada 32 parseldeki 7 nolu bağımsız bölümün satışı konusunda davalı ...’ya vekaletname verdiğini, ancak daha sonra galeri açmaktan vazgeçtiğini sözlü olarak davalı ...’ya bildirdiği halde davalı vekil ...’nın taşınmazı alacaklısı olan diğer davalı ...’a borcuna karşılık bedelsiz olarak satış suretiyle devrettiğini, davalı ...’in sahibi olduğu şirketin kullandığı kredi sebebiyle çekişmeli taşınmaz üzerine davalı ...Ş. lehine ipotek tesis edildiğini, davalı ...’in eşinin kendisini defalarca arayarak davalı ...’nın kendilerine 130.000 TL borcu olduğunu, taşınmazın satılarak satış bedelinden alacağını mahsup ettikten sonra kalan bedeli iade edeceğini beyan ettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalıların el ve işbirliği içeresinde hareket ettiklerini, herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, davalı Bankanın iyiniyetli sayılsa dahi ayni hakkın şahsi haktan üstün olduğunu ileri sürerek, taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını, tapu kaydının iptali ile adına tescilini, mümkün olmazsa tazminata karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ..., iddiaların doğru olmadığını, satışa dayanak vekaletnamenin geçerli olduğunu, taşınmazı 195.000 TL bedeli karşılığında satın aldığını ve satış bedelini davalı vekil ...’ya ödediğini, tekstil piyasasında güvenilir bir tacir olduğunu, ticari hayatın gereği olarak tekstil şirketinin kullandığı kredi sebebiyle taşınmaz üzerine davalı Banka tarafından ipotek konulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı Banka vekili, davalı ...’in kullandığı krediye teminat olarak banka lehine taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, davacı ve diğer davalılar arasındaki ilişkiyi bilmelerinin mümkün olmadığını, TMK 1023.maddesi uyarınca üçüncü kişinin kazanımının korunması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

3.Davalı ..., usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, aşamada vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde; dava konusu taşınmazın gerçekte davacının yakın arkadaşı olan dava dışı...’e ait olduğunu, davacının kredi kullanabilmesi amacıyla taşınmazın teminat amacıyla dava dışı...tarafından davacıya devredildiğini, daha sonra davacı ve dava dışı...ile birlikte oto-galeri açmaya karar verdiklerini, dava dışı ...’nin “çekişmeli taşınmazı davacının kullandığı kredi sebebiyle ipotekli olduğu için üzerine alamadığını, krediyi kapatıp bir kısım bedeli de elden ödemesi halinde taşınmazı satıp oto-galeri dükkanı için sermaye olarak kullanabilecekleri” teklifi üzerine anlaştıklarını, bu doğrultuda davacının taşınmazın satışı için kendisine vekaletname verdiğini, davacının 18.000 TL kredi borcunu ödeyip taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldırdığını, dava dışı ...’ye de 48.000 TL elden ödeme yaptığını, ayrıca taşınmaza ait harç ve vergiler için 5.000 TL ödediğini, taşınmaz üzerindeki ipotek kalktıktan sonra taşınmazı satmayı düşündüklerini ancak emlak piyasası düşük olduğundan satmaktan vazgeçtiklerini, bunun üzerine sermaye sağlamak amacıyla davalı ... tarafından çekilecek krediye teminat olarak dava konusu taşınmazı davalı ...’e temlik ettiğini, davalı ...’in ise çektiği krediyi kendisine vermediği gibi taşınmazı da iadeye yanaşmadığını, tapuyu geri alabilmek için davalı ...’e 200.000 TL’ye yakın para verdiğini, dava dışı ...’nin kendisini kandırarak taşınmazın kredi borçlarını kendisine ödettiğini mağdur olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 19/02/2020 tarihli ve 2017/441 E., 2020/74 K. sayılı kararıyla; vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı, aralarında alacak-borç ilişkisi bulunan davalı vekil ... ve davalı ...’in el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri, satış bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne, davalı banka yönünden ise tapu kaydına güvenen iyiniyetli 3. kişi olduğu gerekçesiyle ipoteğin kaldırılması isteğinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.İstinaf Nedenleri

2.1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; satış bedelinin 195.000,00 TL olarak vekil ...'ya ödendiğini, davalının tekstil işi yapan güvenilir düzgün biri olduğunu, taşınmazın alımı için ticari kredi kullanıldığını, bunun tanık anlatımları ile ispatlandığını, alınan bilirkişi raporundaki değerin satış bedeline yakın olduğunu, davacı ile vekili arasında sorun olduğunu, kararın hatalı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davacının ipoteğin fekki talebini reddettiğini, lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ancak maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, mahkeme kararının hatalı olduğunu bildirerek bu yönüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 08/12/2020 tarihli ve 2020/904 E., 2020/1447 K. sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın gerçek malikinin dava dışı......olduğu ve ilk olarak davacının kredi kullanması amacıyla dava dışı...tarafından davacıya devredildiği, daha sonra çekişmeli taşınmazın davalı ...’in kullanacağı krediye teminat olarak davalı ...'e temlik edildiği, bir nevi inanç sözleşmesi kapsamında olan işlemlerin davacının bilgisi dahilinde yapıldığı, vekalet görevinin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı, davalı banka lehine hükmedilen vekalet ücretinin ise doğru olduğu gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca, davalı bankanın istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı ...’in istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak tapu iptal-tescil ve ipoteğin kaldırılması isteklerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve vekalet ücretine hasren davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Bozma Kararı

Dairenin 07/10/2021 tarihli ve 2021/812 E., 2021/5267 K. sayılı kararıyla; ''...Somut olayda; dinlenen davacı tanıklarının iddiaları doğrular nitelikte beyanda bulundukları, davalı tarafın satış bedelini ödediğini usulünce kanıtlayamadığı, davalı vekil ...’nın davalı ...’e önceye dayalı ilişkileri sebebiyle borcunun bulunduğu yönündeki davacı ve davalı ... tanığının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, vekil ...’nın vekalet görevini kötüye kullandığı, vekil ile aralarında alacak-borç ilişkisi bulunan kayıt maliki davalı ...’in de durumu bilen ya da bilmesi gereken konumunda olduğu, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları sonuç ve kanaatine varılmaktadır.

Hal böyle olunca, tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken davalı ...’nın süresinde olmayan beyan/cevap dilekçesindeki beyanları gerekçeye esas alınarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.

3. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin 28/04/2022 tarihli ve 2021/2465 E., 2022/793 K. sayılı kararıyla; bozma kararında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, tapu iptali ve tescile ilişkin davanın kabulüne, davalı banka yönünden ipoteğin kaldırılması isteğinin reddine karar verilmiştir.

4. Bozma Sonrası Bölge Adliye Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

5. Temyiz Nedenleri

5.1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz alım-satımının hukuki gereklerinin yerine getirildiğini, davalının taşınmazı satın almak için ticari kredi kullanması, bunun için ipotek konulması, krediyi de ticari faaliyeti kapsamda kullandığı parayla geri ödemesinin, muvazaa içinde olduğunu değil, aksine satın alma iradesinin ve işleminin gerçekliğini gösterdiğini, davalının eşinin ... ile önceye dayalı ticari ilişkisinin olması ya da bu ilişkilerden alacaklı olmasının, vekaletnameyle daire satışına engel olmadığını, taşınmazın davalının zilyetliğinde olmadığı iddiasının da gerçeklikten uzak olduğunu, kararın hatalı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

5.2.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı banka yönünden ipoteğin fekki talebi reddedildiğinden ipotek bedeli üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, istinaf incelemesi sırasında duruşma açıldığından bahisle 2.550,00 TL vekalet ücretinin diğer davalı ile birlikte davalı bankadan da tahsiline yönelik karar verildiğini, ancak banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek anılan hususlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

6. Gerekçe

6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat ve ipoteğin terkini istemlerine ilişkindir.

6.2. İlgili Hukuk

6.2.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

TBK'da sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390.) aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.

Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür."

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

6.2.2.Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır.

6.2.3.Öte yandan, harç kamu düzeni ile ilgili olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır.

6.3. Değerlendirme

6.3.1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde oluşuna, (V./2.) no.lu paragrafta yer verilen hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılmasına, (V./3.) no.lu paragrafta yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ...'in sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

6.3.2.Ancak, bölge adliye mahkemesi tarafından 6100 sayılı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince bozma ilamına uyulduğuna göre, bundan sonra yapılacak iş bozmaya ve HMK'nın 297. maddesine uygun yeni bir karar vermekten ibarettir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2020 tarihli ve 2020/904 E., 2020/1447 K. sayılı kararı ile; Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19/02/2020 tarihli ve 2017/441 E., 2020/74 K. sayılı kararına ilişkin olarak davalılar vekillerinin istinaf başvurusu hakkında bir değerlendirme yapıldığı ve mahkeme kararının kaldırıldığı, bundan sonra da Dairece bölge adliye mahkemesinin bu kararının bozulduğu gözetilerek, bozma kararından sonra, bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesi yerine geçilerek, yeniden hüküm kurulmakla yetinilmesi gerekirken, Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin anılan kararına karşı istinaf denetimi yapılır gibi hüküm kurularak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ve buradan hareketle istinaf harcına hükmedilmiş olması usul hukukuna açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Ne var ki, değinilen bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, bölge adliye mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

6.3.3.Öte yandan; davalı banka vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Hemen belirtilmelidir ki; davanın tapu iptal-tescil ve ipoteğin kaldırılması isteği ile açıldığı, yargılama sırasında dava konusu taşınmazın değeri üzerinden harç ikmali yapılmış ise de, ipoteğin kaldırılması isteği bakımından harç ikmali bulunmadığı anlaşılmakla bu talebin reddi nedeniyle davalı banka lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ancak, yukarıda ayrıntılı olarak bahsedildiği üzere; Bölge Adliye Mahkemesince, bozma kararından sonra ilk derece mahkemesi kararı denetimi yapılmadığı halde, istinaf incelemesi sırasında duruşma açıldığından bahisle davalılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve bu vekalet ücretinin yalnızca davalı banka tarafından temyize getirildiği de nazara alınarak, bölge adliye mahkemesi kararının bu kısmının da temyiz eden davalı banka yönünden düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ:

1.(V/6.3.1.) no.lu paragrafta açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin yerinde bulunmayan sair temyiz itirazlarının reddine,

2.(V/6.3.2.) no.lu paragrafta açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazının değinilen yönden kabulüne;

3.(V/6.3.3.) no.lu paragrafta açıklanan nedenlerle; davalı bankanın vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulüne;

4.Hükmün B bendi ''Davalıların Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19/02/2020 tarih ve 2017/441 Esas - 2020/74 karar sayılı kararına karşı yaptıkları istinaf başvurularının HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDLERİNE,

Aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına, '' cümlesinin ve hükmün C bendi ''İstinaf başvurusu reddedildiğinden; alınması gereken 14.345,00 TL nispi harçtan peşin alınan 3.580,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.765,00 TL istinaf harcının davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,

Diğer davalı ...'tan alınması gereken istinaf harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,'' cümlesinin hükümden çıkarılmasına,

Hükmün E bendinde yer alan ''davalılar ... ve QNB Finansbank'tan'' ibaresinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine ''davalı ...'den'' ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/09/2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalılar vekilleri için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 22/11/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

***