"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1016 E., 2022/1182 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret / Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/574 E., 2020/442 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; ... ilçesi, ... mahallesi 111 ada 3 parsel sayılı iki katlı taş duvarlı evin dayıları olan ve 27.11.2017'de çocuksuz olarak ölen ...'e ait olduğunu, taşınmazın bulunduğu mahallede yapılan kadastro çalışmalarında mirasbırakanları ... adına tespit edilmesi gereken dava konusu taşınmazın eşi ... adına yolsuz şekilde kayıt gördüğünü, ...'in de 19.07.2018 tarihinde öldüğünü, yanlış tescil nedeniyle taşınmazda haklarının yok edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
1.Davalı ...; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazın mirasbırakan ... tarafından ablası olan eşi ...'e bağışlandığını, ölümünden sonra ortada kalmaması için de kadastro işlemleri sırasında taşınmazı eşi adına yazdırdığını, bu bağışın tüm köy tarafından bilindiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ..., katıldığı duruşmalarda davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli ve 2018/574 Esas, 2020/442 Karar sayılı kararıyla; dinlenen davacı tanıkları ve mahalli bilirkişi beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın ilk sahibinin davalıların mirasbırakanı ...'in kayınpederi olan ... olduğu, daha sonra ...'ten bir kısım tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre evin davalıların mirasbırakanı ...'e ziynetleri karşılığında geçtiği, bir kısım tanık beyanlarında ise evin ...'in eşi olan ... tarafından babası ...'ten satın alındığının anlatıldığı, dava konusu evde ölünceye kadar ...'in, oğlu ... ve gelini ... ile birlikte oturduğu, ...'in ölüm tarihi 1974 olup kadastro tespitinin yapıldığı 2009 tarihine kadar davalıların mirasbırakanı ...'in 35 yıl boyunca dava konusu taşınmazda eşi ... ile birlikte ikamet etttiği, (1974 öncesinde de eşi ve kayınpederi ile birlikte ikamet ettiği), kadastro tespitinde kullanıcı olarak ...'in adı yazılı olup mahalli bilirkişi ve davacı tanık beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde kadastro tespitinin fiili duruma uygun olduğunun görüldüğü, her ne kadar davacılar tescilin yolsuz olduğunu, evin ... tarafından ...'ye bağışlandığı kabul edilse dahi bu durumun kadastro tespitinde yer almadığını, bu durumun tescili yolsuz kılacağını iddia etmiş ise de Mahkemece bağışlama ya da ziynetler karşılığında alma olsa da davacıların mirasbırakanı ...'in sağlığında onun rızası ile ... adına yapılan tescilin yerinde görüldüğü, ...'in sağlığında tescile yönelik herhangi bir itirazının olmadığı, davacının kendi tanıklarının dahi davalıların mirasbırakanı ...'nin altınları karşılığında evin ...'ye geçtiğini anlattıkları, davacıların iddialarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ...'e ait olmadığını, kadastro tutanağında ise evin ...’e ait olduğu , 20 yılı aşkın zilyet bulunması sebebiyle tescilinin yapıldığı yazılı olmakla kadastro ekiplerinin yaptığı tescilin yolsuz nitelikte olduğunu, çünkü gerçek malikin ... olduğunu, bu kişi adına tescilinin yapılması gerektiğini, bir an için ...’in altınlarını verdiği kabul edilecek olsa bile verildiği söylenilen altınların bir ev değeri kadar olmayacağını, davalı ...'in 25.07.2019 tarihli beyan dilekçesinde, dava konusu evin kardeşi ...’e, eşi ...’nin bağışlamış olduğunu, çünkü kendisi ölünce eşi ...’nin ortada kalmaması için bağışladığını söylemekte iken keşifte ...’nin babası ...'den borç aldığını, tarlasını verdiğini, bunu kurtarmak için gelini ...’den altınlarını aldığını beyan etmesinin davalının çelişkili ve kötüniyetli hareket ettiğini gösterdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2022 tarihli ve 2022/1016 Esas, 2022/1182 Karar sayılı kararıyla; dosya içeriği ve toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın ...'in ziynet eşyası kullanılarak kök mirasbırakan ...'in tarlasının rehinden kurtarılması karşılığı ...'e bağışlandığı anlaşılmış olup Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyip verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Kadastro sonucunda, çekişme konusu ... ilçesi, ... mahallesi 111 ada 3 parsel sayılı 143,14 metrekare miktarlı, iki katlı taş duvarlı ev vasıflı taşınmazın zilyetlik nedeniyle 04.09.2007 tarihinde davalıların mirasbırakanı ... adına tespit edildiği, söz konusu tespitin 23.01.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 346,90 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.