"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/72 E., 2021/292 K.
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Ordu ili, Perşembe ilçesi, ... köyü 107 ada 43 ve 57 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazlarından geçen zeminde 50 cm kadar ayak yolu bulunduğunu, sadece bir ayağın geçebileceği kadar olan bahçe yolunun kadastro çalışmalarında 2 - 2.5 m genişliğinde tespit edildiğini ileri sürerek fazladan tespit edilen yolun kendi parsellerine eklenmesi suretiyle tescil talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı Hazinenin pasif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davalı Hazine yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.10.2020 tarihli ve 2017/118 Esas, 2020/4380 Karar sayılı kararı ile; tescil davalarında Hazine yasal hasım olduğundan, Hazineye husumet yöneltilemeyeceği yönündeki gerekçede isabet bulunmadığı, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davada yer alması gerektiğinden bahisle öncelikle davacıya, davasını Ordu Büyükşehir Belediye Başkalığına da yöneltmek üzere süre ve imkan tanınması, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması, öte yandan, tescil davalarında TMK'nın 713/4 üncü ve 5 inci fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi gerektiği gerekçesiyle sair hususlar incelenmeksizin Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 19.10.2021 tarihli ve 2021/72 Esas, 2021/292 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma gereği eksikliklerin yerine getirildiği, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların birbiriyle tutarlı beyanlarında kadastro çalışmalarında gösterilen ve tespit edilen şekilde geniş bir yol olmadığını, ayak yolu olarak kullandıkları en fazla 50 cm genişliğinde bir yol olduğunu beyan ettikleri ve ayak yolu olarak kullandıkları asıl yeri zeminde gösterdikleri, davacının iddialarının doğrulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hazinenin taraf olarak davada yer almasının yasal dayanağı kalmadığını, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; görev, hak düşürücü süre, zamanaşımı ve husumet itirazları bulunduğunu, dava konusu yolun davalı belediyenin yetki ve sorumluluk alanında bulunmadığını, kaldı ki kadastro işleminden yine belediyenin sorumlu olmayacağını, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, belediyenin dahili davalı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; Ordu ili, Perşembe ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
2. Bilindiği üzere, Mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Diğer taraftan Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese, Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.
3. Somut olaya gelince; yukarıdaki düzenlemede yer verildiği üzere, bozma kararına uymakla Mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapma, bozma kapsamında araştırma yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Ne var ki; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; bozma kararında 713/4 üncü ve 5 inci fıkraları gereğince yasal ilanların yöntemine uygun bir biçimde yapılması gerektiğinden bahsedildiği halde söz konusu ilanların eksik yapıldığı, gazete ilanları yapılmış ise de yerel ilanların yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; teknik bilirkişilerden rapor alınmış ise de ziraat bilirkişisi tarafından hazırlanan rapor ayrıntılı, gerekçeli ve maddi bulgulara dayalı olmayıp yetersiz inceleme yapılmış; bir taşınmazın niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde hava fotoğraflarından yararlanılmamış, davacı adına dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır.
4. Hal böyle olunca; öncelikle, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılarak Harita Genel Müdürlüğünden temin edilmeli, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşif sırasında yerel bilirkişilerin taşınmazların sınırlarını göstermeleri suretiyle teknik bilirkişiden keşfi takibe elverişli krokili rapor alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, bitki örtüsünü, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini belirten, eğim, toprak yapısı ve bitki deseni yönlerinden komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, çekilecek fotoğraflarla desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak ve temin edilebilen uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle dava konusu taşınmaz bölümlerinin hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazların sınırlarını, önceki ve şimdiki niteliğini, taşınmaz üzerinde zilyetliğin ne zaman başladığını, şeklini ve süresini belirten rapor alınmalı, taşınmazın yol niteliğinde olup olmadığı belirlenmeye çalışılmalıdır. Öte yandan, TMK'nın 713/4 üncü ve 5 inci fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişi rapor ve krokisine göre yapılması gereken ancak eksik yapılan internet haber sitesi ve yerel ilanların yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi; Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca, davacı adına, dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının (senetsiz defteri) Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorulması, varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının, kesinleşip kesinleşmediklerini gösterir şekilde onaylı örnekleri getirtilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenmek suretiyle Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığının saptanması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
5. Kabule göre de; fen bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda (D) harfi ile gösterilen 3.86 m2'lik kısmın dava dışı 107 ada 43 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, ancak fiili durumunun yol olduğuna dair tespite yer verildiği halde bu hususun gözetilmemesi doğru değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin ve davalı ... vekilinin değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre yargılama giderlerine ilişkin sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davalı belediyeye iadesine,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.