Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/313 E., 2023/293 K.

DAVA TARİHİ : 05.11.2020

KARAR : Esastan ret ve karar verilmesine yer olmadığına

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2020/1091 E., 2022/669 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere, kadının karşı davasının ise reddine karar verilmiştir.

Kararın erkek vekili tarafından karşı dava reddedildiği halde aleyhine vekâlet ücreti hükmedilmesine yönelik olarak, kadın vekili tarafından ise asıl davanın kabulü, karşı davanın reddi, kusur belirlemesi, hükmedilen iştirak nafakalarının miktarı yönünden istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; erkek vekilinin 10.10.2022 tarihli dilekçesindeki talebinin İlk Derece Mahkemesince dilekçe arkasına şerh düşülerek değerlendirildiği; erkek vekilinin talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 304 üncü maddesinde düzenlenen hükmün tashihine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinde belirtilen usul izlenerek talebin usulüne uygun şekilde değerlendirilmesi ve bu talep konusunda verilecek ek karar taraflara tebliğ edildikten sonra incelenmek üzere gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine, diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Geri çevirme kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince erkek vekilinin tashih talebinin maddî hata nedeniyle kabulü ile kadının reddedilen karşı davasında vekâlet ücretine yönelik ilgili hükümlerin düzeltilmesine karar verilmiş, bu ek karara karşı da kadın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince esasa yönelik yapılan istinaf incelemesi sonucunda; erkek vekilinin istinaf başvurusu yönünden karar verilmesine yer olmadığına, kadın vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde; tarafların 2006 yılında evlendiklerini, bu evlilikten ortak iki tane çocuklarının bulunduğunu, davalının hemşire olarak çalıştığını, müvekkilinin evlilik birliği içerisinde bütün sorumluluklarını yerine getirdiğini, davalının aşırı derecede kıskanç olduğunu, hemen her konuda müvekkilini sık boğaz ettiğini, asılsız söylemlerinin bulunduğunu, herkesle ilişkisi olduğuna dair iftiralar attığını, bu iftiraları müvekkilinin çevresinde bulunan bulunmayan herkese anlattığını, mesajlar attığını, mevcut evlilik birliğini çekilmez hale getirdiğini, hakaretler ettiğini, aşağıladığını, bu şekilde ailesine de anlatarak onları da inandırdığını, müvekkilini avmde gezerken bile gizlice kameraya çekerek güven sarstığını, davalının Kıbrıs'ta geçirdikleri zaman içerisinde 14 ay kadar çalışmadığını, lisans tamamlama adına devamlı ders çalıştığını, hafta sonları dahil hiçbir sosyal faaliyete zaman ayırmadığını, çocuklara karşı annelik görevlerini yerine getirmediğini, bu görevleri müvekkilinin yerine getirmek zorunda kaldığını, davalının 2020 şubat ayından bu zamana kadar müvekkilinin çalıştığı ve bulunduğu yerlere gelmeyerek aile bütünlüğüne engel olduğunu, 2020 yılında tayininin Kayseri'ye çıktığını fakat kadının gelmeyi kabul etmediğini, eşini ve çocuklarını her daim yalnız bıraktığını, tüm bu nedenlerle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin babaya verilmesini, erkek lehine 1,00 TL maddî ve 1,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı-karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, asılsız söylemlerinin bulunduğunu, taraflar arasındaki anlaşmazlığın karşı yanın müvekkiline ilgisizliğinden, sevgiye dair hiçbir çabasının bulunmadığından, eşine karşı evlilikteki özensizliğinden kaynaklandığını, 14 yıldır susturulduğunu, müvekkilinin bu nedenle içine kapandığını, müvekkilinin her eş kadar kıskançlığının bulunduğunu, aşırı kıskanç olmadığını, müvekkilinin bütün sorumlulukları yerine getirdiğini, davacının müvekkilinin hamilelik döneminde dahi ilgisizliğini sürdürdüğünü, davacının müvekkiline karşı psikolojik baskı, psikolojik şiddet, fiziksel şiddet uyguladığını, Kıbrıs'ta yaşanılan süre içerisinde kadının çalışmadığından tüm yükü kadının üzerine bıraktığını, eviyle ilgilenmediğini, yaşantısını işine göre dizayn ettiği, kalan zamanını da Kıbrıs'ın sosyal yaşantısına ayak uydurmaya çalıştığını, alkole başladığını, bu dönemde psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, tehdit ve mobingine uğradığını, ruh hastası ithamlarında bulunduğunu, erkeğin bir gün ben geçici görevle buradan ayrılacağım sen de kendi haline bak dediğini, bu şekilde ayrıldıklarını, evlilik birliğinin sona ermesinde davacı tarafın kusurlu olduğunu ileri sürerek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin müvekkiline verilmesini, ortak çocuklar lehine aylık ayrı ayrı 2.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın lehine 1,00 TL maddî tazminat ve 1,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı ile; kadının aşırı kıskanç olduğu, eşini başka kadınlara bakmakla suçladığı, çocuklara karşı yeterince ilgili davranmadığı, çocuklarla erkeğin ilgilendiği, sürekli ders çalışmasını gerekçe göstererek eşiyle birlikte sosyal ortamlara katılmayarak onu yalnız bıraktığı bu şekilde tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, evliliğin devamında taraflar ve toplum yararına korunmaya değer bir menfaatin kalmadığı, evlilik birliğinin sona ermesinde kadının tam kusurlu olduğu, kadın tanıklarının beyanlarının duyuma dayalı olduğu, ayrıca bu tanıkların, tarafların Kıbrıs'ta yaşadıkları dönemden önceki döneme yönelik beyanda bulundukları, bu nedenle beyanlarının hükme esas alınmayacağı, davalı tarafça iddialarını ispata yönelik başka somut bir delil ibraz edilmediği, bu nedenlerle erkeğe atfedilecek bir kusurun ispat edilemediği gerekçesiyle kadının davasının reddine, erkeğin davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, baba ile aralarında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuklar için aylık ayrı ayrı 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, erkek lehine 1,00 TL maddî ve 1,00 TL manevî tazminata, asıl dava yönünden erkek lehine, karşı dava yönünden kadın lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

2.Davacı-karşı davalı erkek vekili 10.10.2022 tarihli tashih talepli dilekçesinde; kabul edilen asıl dava yönünden lehlerine doğru olarak vekâlet ücreti hükmedildiğini, kadının karşı davasının ise reddedildiğini, karşı davanın hükmün açıklanmasında vekâlet ücreti kısmının ters yazıldığını, reddedilen karşı dava yönünden kadın lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, bu hususun düzeltilerek karşı davada da kendileri lehine vekâlet ücreti takdiri yapılması gerektiğini, bu nedenle hükmün düzeltilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince talebin dilekçe arkasına şerh düşülerek değerlendirildiği görülmüştür.

3.Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2022 tarih ve 2022/2280 Esas, 2022/2285 Karar sayılı kararı ile; erkek vekilinin 10.10.2022 tarihli dilekçesindeki talebinin İlk Derece Mahkemesince dilekçe arkasına şerh düşülerek değerlendirildiği, erkek vekilinin talebinin 6100 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinde düzenlenen hükmün tashihine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinde belirtilen usul izlenerek talebin usulüne uygun şekilde değerlendirilmesi ve bu talep konusunda verilecek ek karar taraflara tebliğ edildikten sonra incelenmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine, diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

4.Bölge Adliye mahkemesinin geri çevirme kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince verilen 27.12.2022 tarihli tashih ek kararı ile; duruşmalı yapılan inceleme sonucunda Mahkemenin 07.10.2022 tarihli kararının karşı dava yönünden reddedilmiş olmasına rağmen kadın yararına vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmakla kararın tashihine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; "... karşı dava yönünden B hükmünün 7 nolu bendinde maddi hata sonucunda yazılan "6100 sayılı HMK 329, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 169 ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdiren 9.200,00 TL. avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE" kararının hükümden çıkarılmasına, 7 nolu bendin "6100 sayılı HMK 329, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 169 ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdiren 9.200,00 TL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE"..." şeklinde tashihine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına asıl kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri, ek kararına karşı ise süresi içinde kadın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı-karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; karşı dava reddedildiği halde aleyhine vekâlet ücreti hükmedilmesine ve lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesine yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı-karşı davacı kadın vekili asıl karara yönelik istinaf dilekçesinde; sundukları evrak ve görseller Mahkemece gerekçeye esas alınmadan hüküm kurulduğu, tanık ... ve ...'e sorulmasını istedikleri soruların sorulmadığı, 18.01.2021 tarihli dilekçe ile TSK'ya müzekkere yazılması taleplerinin dikkate alınmadığı, duyuma dayalı tanık beyanları esas alınarak haksız davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, karşı dava yönünden delilleri toplanmadan eksik inceleme ile red kararı verildiği, hükmedilen iştirak nafakalarının düşük olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğinden kararın kaldırılmasını belirterek kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, reddedilen davası ile iştirak nafakalarının miktarı yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

3.Davalı-karşı davacı kadın vekili ek karara yönelik sunduğu 16.01.2023 tarihli istinaf dilekçesinde; ihdas edilen tashih kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın istinaf yoluyla incelenmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince; davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanıp değerlendirildiği, usulü işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, kusura ilişkin yapılan değerlendirmede ve açılan asıl boşanma davasının kabulüne karşı boşanma davasının reddine karar verilmesinde, velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocukların bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma zorunluluğu bulunduğundan ortak çocuklar yararına iştirak nafakasına hükmedilmesinde, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, ortak çocukların zorunlu ihtiyaçları ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen nafakanın miktarında herhangi bir isabetsizlik görülmediği, velâyete ilişkin sosyal inceleme raporu alındığı, alınan raporda ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesinin çocukların yararına olacağının belirtildiği görülmekle Mahkemece yapılan velâyet ve kişisel ilişki düzenlemesi yerinde olduğu, Daire geri çevirme kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesi tarafından reddedilen karşı dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretinde gerekli tashih işlemini yaptığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan tashih işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle kadının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine, Bölge Adliye mahkemesinin geri çevirme kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesi tarafından reddedilen karşı dava bakımından hükmedilen vekâlet ücretinde gerekli tashih işlemi yapıldığından erkeğin istinaf başvurusu konusuz kalmakla bu konuda ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı-karşı davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesini tekrarla kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, reddedilen kendi davası, iştirak nafakalarının miktarı yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davalarında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğin davasının kabulünün, kadının davasının ise reddi kararının doğru olup olmadığı ve ortak çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakalarının miktarı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı ve 194 üncü maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü ve 6 ncı maddeleri, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 182 nci, 327 nci, 328 inci ve 330 uncu maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacı-karşı davalı erkek tanıklarının sözlerinin bir kısmı 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla erkeğin davasının da reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin kabul edilen davası ve ve kusur belirlemesi yönlerinden ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının erkeğin kabul edilen davası ve kusur belirlemesi yönlerinden BOZULMASINA,

3.Davalı-karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2024tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***