"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1950 E., 2023/583 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/179 E., 2020/235 K.
Taraflar arasındaki parasal katkının belirlenmesi ve karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince parasal katkı davasının kısmen kabulüne, karşılıklı boşanma davalarının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı davalı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 1994 yılında evlendiklerini, müşterek üç çocukları bulunduğunu, davalının temel ve zaruri ihtiyaçları karşılaması haricinde müşterek çocuklar ve davacıya şahsi giderleri için para vermediğini, davacının kendini ve müşterek çocukları koruyabilmek için boşanma davası açmak zorunda kaldığını bildirerek, ailenin geçimi için davalının aylık 1.800,00 TL parasal katkıyı ödemesine, bu katkının, geçmiş bir yıl dahil olmak üzere dava tarihinden itibaren ve gelecek yıllar için devamına karar verilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı davalı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davalı kocanın polis memuru olup, müvekkilinin ise 2014-2015 yıllarında kısa süreli çalışması hariç evlilik süresince hiç çalışmadığını, davalı kocanın halen 3.800,00 TL maaş aldığını, müşterek haneye almış olduğu işbu maaşından sadece zorunlu olan ekmek vs. pazar alışverişini minimum seviyede yaptığını ve sadece faturaları ödediğini, davacının ve çocukların yaşamlarını idame ettirebilmeleri için bu temel ve zaruri ihtiyaçların karşılanması haricinde başkaca hiçbir şey için para harcamadığı gibi ne davacı eşine ne de çocuklarına şahsi giderleri ve harcamaları için para vermediğini, davalı kocanın maaşından geriye kalan büyük bölümü kendi ailesine gönderdiğini, onlar için harcadığını, davalı kocanın sorumsuz davranışları, kendisi ve çocuklarına şiddet uygulanması ile evlilik birliğinin temelinden sarsılarak fiilen sona erdiğini, erkek eşin kadının içeceğine ne olduğunu bilmediği maddeler enjekte ettiğini, evde domuz bağı tarzı urganlar sakladığını, müvekkilinin davalı kocanın tüm baskı ve olumsuzluklarına karşı sabrettiğini, tarafların evlilik birlikteliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, müşterek çocukların velâyetinin tedbiren ve dava sonunda davacı müvekkiline verilmesini, müvekkili için aylık 800,00 TL, müşterek çocukların her biri için aylık 750,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmesine, nafakaların dava sonunda yoksulluk ve iştirak nafakaları olarak devamına karar verilmesini, müvekkili lehine 100.000,00 TL maddî tazminat ve 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davacı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde özetle; tarafların evliliklerinin ilk yıllarından itibaren çeşitli problemler yaşadıklarını, davacının belki düzelir umuduyla senelerce ailesi için özverili bir şekilde çalıştığını, didindiğini sürekli eşinin arzu ve isteklerini yerine getirmek ve onu memnun etmek için uğraştığını, müvekkilinin davalı eşiyle her ne kadar senelerdir sıkıntılar yaşamış ve bir şekilde bunları aşmaya çalışmış olsa da, maruz kaldığı hakaretler ve aşağılamalar sebebiyle oldukça yıprandığını, kadın eşin erkeğin ailesi ve arkadaşları ile görüşmesini istemediğini, kendisinin kardeşlerine ev almakla itham edip sürekli kavga çıkardığını, ailesini aşağıladığını, davalı eşin sosyal hayatına düşkün, sosyal ve siyasi aktiviteleri olan bir kişi olduğundan son yıllarda daha fazla lüks yaşamaya ve ödenemeyecek harcamalar yapmaya başladığını, gelir düzeyinin oldukça üzerinde yapılan harcamaların müvekkilini çıkmaza sürüklediğini, her tartışma sonunda "paran yoksa karın da yok" diyerek yatakları ayırdığını, kendisi hakkında idari yada cezai bir soruşturma olmamasına rağmen vatan haini diyerek küfür ve hakaretlerde bulunduğunu, kızlık soyadı da olmayan başka bir soyadı ile herkese açık sosyal medya hesabı açarak günde 20-25 paylaşım yaptığını, eşini evden attığını ve eve almadığını, fiilen sona ermiş olan evliliğinin hukuken devamında bir mana kalmadığından işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, müvekkiline yaşatmış olduğu psikolojik sarsıntılar sebebiyle 20.000,00 TL manevî tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, müşterek çocukların velâyetinin davacı müvekkiline verilmesine, her bir çocuk için 300,00'er TL iştirak nafakasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, çocuklarının ve eşinin şahsi giderlerine para vermeyerek veya minimum seviyede ihtiyaçları karşılayarak ekonomik şiddet uyguladığı, kadının eşinin ailesini müşterek hanede istemediği, eşine "paran yoksa bende yokum" diyerek duygusal şiddet uyguladığı, "vatan haini" diyerek aşağılayıcı sözlerde bulunduğu, haklı bir sebep olmaksızın yatağını ayırarak cinsel şiddet uyguladığı, eşin eve dönme çabasına rağmen müşterek haneye almadığı, tarafların eşit kusurlu olduğu, tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın olduğu, kadının yaklaşık 2 senedir düzenli olarak çalıştığı anlaşılmakla, davacı birleşen dosyalar davalısı/davacısı kadının karar tarihi (30.06.2020) itibari ile mahkemece belirlenen tedbir nafakasının kaldırılmasına, davacı birleşen dosyalar davalısı/davacısı kadının düzenli bir işi olduğundan yoksulluk nafakası koşullarının oluşmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesi gereği açılan dava yönünden; tarafların evli olup dava açıldığında birlikte yaşadıkları, davalı erkeğin evin sabit giderlerini ve temel ihtiyaçlarını gidersede davacı kadının ve çocukların şahsi giderleri için para vermediği veya minimum seviyede verdiği, davalı erkeğin polis olarak çalışmaktayken açığa alındığı dava sürecinde emekli olduğu, düzenli emekli maaşı aldığı, davacının ise dava açıldığında ev hanımı olduğu dava sürecinde belediyede işe girdiği, davalı erkeğin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği gerekçesi ile; tarafların boşanma davalarının kabulü ile boşanmalarına, ortak çocuk 2006 doğumlu Berranur'un velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ara kararla çocuk için hükmolunan aylık 300,00 TL. tedbir nafakasının artırılarak aylık 400,00 TL. tedbir ve iştirak nafakasına, kadın için belirlenmiş olan aylık 800,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibari ile (30.06.2020) kaldırılmasına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadının maddî manevî tazminat, erkeğin manevî tazminat taleplerinin reddine, erkeğin iştirak nafakası talebinin reddine, kadının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 196 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca parasal katkı talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, dava tarihinden itibaren (02.03.2018) geçerli olmak üzere davacı birleşen dosya davalısı ikinci birleşen dosyanın davacısı kadın için 4721 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince aylık takdiren 600,00 TL parasal katkının tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalı birleşen dosya davacısı ikinci birleşen dosyanın davalısı erkekten alınarak davacı birleşen dosya davalısı ikinci birleşen dosyanın davacısı kadına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada parasal katkı taleplerinin dava tarihinden itibaren geçmiş 1 yıl dahil olmak üzere ve gelecek yıllar için devamına karar verilmesi gerektiğini, boşanma davasında hükmedilen 800,00 TL tedbir nafakası ile parasal katkının farklı olduğunu, ayrı ayrı tahsil edilebileceğini düşündüklerini, erkek eşin eve hiç parasal katkıda bulunmaması nedeniyle geçmiş bir yıl dahil olmak üzere aylık 1.800,00 TL parasal katkı ödemesini talep ettiklerini, erkeğin boşanma davasının reddedilmesi gerektiğini, erkek eşin kusurlu olduğunu, maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin reddinin yanlış olduğunu, 800,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle kaldırılmasının yanlış olduğunu, kadın eşin gelirinin asgari ücret seviyesinde olduğunu bildirerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılar, kararın dayandığı deliller ve delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile re'sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusurun tamamen erkekte olduğunu, çocuk yararına nafakaların yeterli olmadığını, yararına tedbir nafakasının karar tarihinde kaldırılmasının hatalı, yoksulluk nafakasının ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, parasal katkı taleplerinin kısmen reddine karar verilmesinin geçmiş bir yıl için hükmolunmamasının hatalı olduğunu belirterek; erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri ile çocuk yararına hükmolunan nafaka miktarları ile yararına hükmolunan tedbir nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi ve kısmen reddolunan parasal katkı davasına yönelik temyiz talebinde bulunuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, davalı davacı erkeğin boşanma davasının kabulü, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi ve tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle kaldırılması şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, ortak çocuk yararına hükmoluna nafaka miktarlarının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı, parasal katkı talebi ile açılan davada verilen kararın miktar yönünden kesin olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesi, 169 uncu, 330, 196, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ... kadın vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.