Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2020/1318 E., 2023/72 K.

DAVA TARİHİ : 15.01.2019

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2019/35 E., 2020/453 K.

Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince karşılıklı boşanma davasında asıl davanın kabulü, karşı davanın reddi ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiştir.

Kararın davalı- karşı davacı erkek vekili arafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1)inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı- karşı davalı kadın vekili dava ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; erkeğin evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmediğini, erkeğe elektrik , su ve doğal gaz faturalarını ödemesi için verdiği parayı dahi gizlice harcadığını ve faturaları ödemediğini, doğal gaz, su ve elektriğin kesildiğini, davalının "Sen kim oluyorsun?" diyerek üstüne yürüdüğünü ve duvara kapıya vurduğunu, kendisini korkutup sindirmeye çalıştığını, erkeğin evin ortak giderlerini ve çocuğun okul masraflarına hiçbir zaman katkı sağlamadığını, çevreye borçlandığını, " eşin bizden borç aldı, hala vermedi, sende bu işin içindesin" şeklinde aşağılayıcı itham ve sözlere maruz kaldığını, erkeğin çalışmayı reddettiğini, çalıştığı işlerde sebat etmediğini, borçları nedeniyle eve haciz geldiğini, sürekli kredi çektiğini, kadının bu borçları çalışarak tek başına karşıladığını, aşağılayıcı söz ve davranışta bulunduğunu, kadının arkadaşından aldığı kredi kartını kadından habersiz kullandığını, ortak çocuğa şiddet uyguladığını, evin eşyalarına zarar verdiğini, kira ödemesi dışında eve katkısının olmadığını, en son olayda kadından evi terk etmesini istediğini iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(4721 sayılı Kanun)'nun 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk için aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, yasal faizi ile 40.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı- karşı davacı erkek cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; karşı tarafın ileri sürmüş olduğu iddiaları kabul etmediklerini, kadının evlilik süresi içinde evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini, evin maddî tüm yükünü erkeğin üzerinde bıraktığını, maddî ve manevî destek olmadığını, kazancını kendisine ve keyfince harcadığını, erkeğin sürekli borç istemek ve kredi çekmek zorunda kaldığını, ortak çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi için üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, hamile olduğunu öğrendikten sonra çocuğu istemediğini ve aldırmak istediğini, tarafların 3 yıldır ayrı yattıklarını, kadının erkeğe hakaret içerikli sözler sarfettiğini, kadının akşamları telefonu ile sosyal medyada gezindiğini, ortak çocuk ve erkek ile ilgilenmediğini, kadının sadakatsizlik içeren davranışlarda bulunduğunu, evliliğin son aylarında telefonunda sürekli Ofçay isimli firmada çalışan E. isimli şahısla arkadaşlık boyutunu aşar şekilde sık sık konuştuğunu, kadının evi terk ettiğini iddia ederek, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, erkek için aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faizi ile 30.000,00 TL maddî, 60.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı- karşı davacının evin giderlerini karşılamayarak birlik görevinin gereği gibi yerine getirmediği, çevreye habersiz borçlandığı ve borçlarını ödemediği, bu sebeple boşanmaya sebep olan olaylarda davalı- karşı davacı erkeğin tam kusurlu olduğu, davalı- karşı davacı tanık beyanlarının soyut ve inandırıcı bulunmadığı davacı- karşı davalı kadına kusur atfedilmediği gerekçesi ile asıl davanın kabulü, karşı davanın reddi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun'un) 166ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk ile davalı baba arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuk yararına aylık 350,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına 10.000,00 TL maddî tazminatın erkekten alınarak kadına verilmesine, yasal koşulları oluşmadığından manevî tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı- karşı davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflı tanık beyanları haricinde herhangi bir araştırmaya yahut delil toplamaya gerek duyulmadan İlk Derece Mahkemesi'nin hukuka aykırı olacak şekilde karşı davanın reddine karar verdiğini, tarafların boşanmalarına açıkça bir itirazları olmamakla birlikte, ortak çocuğun velâyetinin kadına verilmesinin de hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, sosyal inceleme raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, hükmedilen tedbir nafakasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kusur belirlemesinin hatalı yapıldığını belirterek, kusur belirlemesi, tedbir nafakası ve miktarı, kabul edilen maddî tazminat, karşı davanın reddi, tazminat ve nafaka isteminin reddi, velâyet yönlerinden istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1)inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı- karşı davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu itirazlarını tekrar ederek, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuki gerekçe ve somut dayanaktan yoksun olduğunu, dosyada her iki taraf tanıkları da dinlenmiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi'nin sadece davacı- karşı davalı tanıklarının beyanlarına üstünlük tanınarak neden itibar ettiğinin belirtilmediğini, kararın gerekçesiz olduğunu belirterek kusur belirlemesi, tedbir nafakası ve miktarı, kabul edilen maddî tazminat, karşı davanın reddi, tazminat ve nafaka isteminin reddi, velâyet yönlerinden temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, açılan karşı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğe yüklenen kusurların gerçekleşip gerçekleşmediği, kadının ispatlanan bir kusurunun bulunup bulunmadığı, karşı davanın reddinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, kadın yararına kabul edilen maddî tazminat, çocuk yararına kabul edilen tedbir ve iştirak nafakasının yasal koşullarının oluşup oluşmadığı, miktarlarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olup olmadığı ve velâyet düzenlemesi noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı, 194 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü ve 6 ıncı maddeleri, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 182 nci, 323 üncü, 324 üncü, 327 inci , 328 inci, 329 uncu, 330 uncu, 335 inci, 336 ncı maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***