Logo

3. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/1637 E., 2022/2102 K.

DAVA TARİHİ : 29.08.2012

Taraflar arasındaki temerrüt nedeniyle tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; davalı şirketin 01.08.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı, diğer davalının ise kira sözleşmesinin kefil ve garantörü olduğunu, davalı şirketin 2012 yılı Temmuz ayına ait 4.180 TL kira parasını ödememesi üzerine 09.07.2012 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, temerrüt ve tahliye ihtarının davalıya 11.07.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarmeye rağmen kira bedelinin ödenmediğini ileri sürerek; davalı şirketin taşınmazdan tahliyesine, 4.180 TL kira alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı şirket vekili; dava konusu sözleşmenin müvekkilini bağlamadığını, kira sözleşmesinde müvekkili şirkete ait imza bulunmadığını, sözleşmede imzası bulunan diğer davalının ise ortağı bulunduğu şirketi temsil ve ilzama yetkisinin bulunmadığını, davalı ...'ın imzaladığı sözleşmeye müvekkili şirketin icazet vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili; sözleşmede gerek kiracı gerekse müteselsil kefil bölümlerinde müvekkilinin imzasının bulunduğunu, müvekkilinin kiracı olmadığını, kiracının imzalamadığı bir sözleşmenin müvekkili yönünden de geçerli olamayacağını, kefaletin geçerli olabilmesi için kefil olunan sürenin ve borcun miktarının açık ve net sözleşmede yer alması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 05.03.2013 tarihli ve 2012/1088 E., 2013/207 K. sayılı kararıyla; taraf vekillerinin açıklamalarına göre dava dilekçesinde yazılı adreste davalı şirketin kiracı olduğu, kira paralarının sürekli şirket tarafından ödendiği, davaya konu Temmuz ayının kira parasının ise ihtarnamedeki süreden ve dava açıldıktan sonra ödendiğinin ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın yazılı kira sözleşmesinin davalı şirketi bağlayıp bağlamadığı yönünde olduğu, davalı şirketin kira sözleşmesinde imzası olmadığı, yazılı sözleşmeye icazet verdiğine dair herhangi bir delil de bulunmadığı, kira sözleşmesine göre davalı ...’ın kiracı olmayıp müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı, mevcut yazılı sözleşmenin davalıyı bağlaması söz konusu olmadığından sözlü bir kira sözleşmesinin mevcudiyetinin kabulünün gerektiği, bu takdirde Temmuz 2012 ayının kira parasının Temmuz ayının son gününe kadar ödenmesi gerektiği, temerrüt ihtarnamesi bu süre dolmadan 09.07.2012 günü keşide edildiği, gönderilen ihtarnamenin geçerli olmadığı, Temmuz 2012 ayının kira parası dava açıldıktan sonra ödendiğinden kira alacağı ile ilgili davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle; kira alacağına yönelik davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, tahliyeye yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davacı vekili tahliye kararına yönelik temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 24.06.2013 tarihli ve 2013/7464 E., 2013/10951 K. sayılı ilamıyla; davacının, 01.08.2009 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayandığı, söz konusu sözleşmenin ilk sayfasında kiracı olarak davalı şirket gösterilmişse de sözleşmenin imza bölümünde kiracı şirket temsilcisi ...'ın kiracı adı altında imzasının bulunduğu gibi aynı zamanda sözleşmeyi müteselsil kefil olarak da imzaladığı, kiracının davalı şirket olduğunun kabulü gerektiği, 09.07.2012 tarihinde keşide edilen temerrüt ihtarnamesinin 11.07.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirketin 30 günlük yasal süreyi geçirdikten sonra ödemede bulunmuş olması nedeniyle temerrüt olgusunun gerçekleştiğini, bu nedenle davalı şirket hakkında tahliye kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tahliye isteminin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, Mahkeme kararı bozulmuştur.

B. İkinci Bozma Kararı

1. Mahkemenin 14.03.2014 tarihli ve 2014/133 E., 2014/233 K. sayılı kararıyla; önceki gerekçe ile tahliye davasının reddine yönelik direnme kararı verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.11.2021 tarihli ve 2017/1541 E., 2021/1516 K. sayılı ilamıyla; davacının davaya dayanak olarak gösterdiği 01.08.2009 tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi incelendiğinde, kiraya verenin davacı, kiracının davalı şirket olduğu ancak imzaların bulunduğu bölümde kiracı ve müteselsil kefil olarak davalı ...’ın isim ve imzasının bulunduğu, aylık kira bedelinin net 3.500,00 TL olduğu, sözleşmenin 2 nci maddesinde kira bedelinin her ayın en geç 3 üncü ... gününde davacının banka hesabına yatırılacağı, 8 inci maddesinde ise kira süresini izleyen yıllarda ve süre sonunda akdin yasa gereği yenilenmesinde, önceden ihbar ve ihtara gerek olmaksızın, en az son 12 aya ait ...’nin açıkladığı TÜFE ve TEFE oranının toplamının aritmetik ortalamasına 5 (beş) puan eklenerek hesaplanacağının kararlaştırıldığı, davalı şirket vekilinin, müvekkili şirketin kira sözleşmesini imzalamadığını, sözleşmede imzası bulunan ...’ın şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını iddia etmiş ise de; davacının banka hesap ekstresi incelendiğinde, hesabına 01.10.2009 tarihinden itibaren her ayın 1’i ile 7’si arasında çoğunlukla davalı şirket tarafından bir kez de davalı ... tarafından kira bedeli açıklaması ile 3.500,00 TL ödeme yapıldığı, 2010 yılının Ağustos ayından itibaren de sözleşmedeki artış şartı gereğince kira bedelinin 3.800,00 TL’ye yükseltilerek yine ayın 1’i ile 7’si arasında davacıya ödendiği, sonraki yıllarda da kira bedellerinin artırılarak ödenmeye devam edildiği, bu durumda her ne kadar kira sözleşmesinde imzaların bulunduğu kısımda davalı şirketin adı ve kaşesi bulunmamakta ise de davalı şirketin, sözleşmeyi benimseyerek kira bedelini sözleşmede belirtilen sürede ve miktarda ödediğinin, sözleşmeyi kiracı ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan yetkisiz temsilci ...’ın imzaladığı sözleşmeye icazet (onay) verdiğinin kabulü gerektiği, temerrüt ihtarnamesinin 11.07.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirketin otuz günlük yasal süreyi geçirdikten sonra ödemede bulunduğu ve temerrüt olgusunun gerçekleştiği, bu nedenle Mahkemece davalı şirket hakkında temerrüt nedeniyle tahliye kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle, direnme kararı bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozma Sonrasında Verilen Karar

Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava açıldıktan sonra kiralananın tahliye edildiği, dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davalıların yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle; tahliye yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; dava konusu kira sözleşmesini imzalayan müvekkilinin şirketi temsil yetkisi olmadığı gibi şirketin yapılan işleme muvafakat etmediğini, davacı ile davalı şirket arasında yazılı değil sözlü kira sözleşmesi oluştuğunu, Mahkemece yazılı kira akdinin geçerli olduğu kabul edilerek taşınmazın tahliye edilmiş olması nedeni ile tahliye yönünden konusuz kalma kararı verildiğini ancak dava konusu alacak ve

müvekkilin kefilliğine dair itirazları hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekir iken herhangi bir karar verilmediğini, davaya konu kira bedeli her ne kadar kiracısı tarafından tarafından ödenmiş olması nedeni ile alacak konusuz kalsa da müvekkilin kefaletinin geçerli olmadığından, müvekkil hakkında alacak yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 260 ve 288 inci maddeleri

3.Değerlendirme

1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, 05.03.2013 tarihli kararın sadece davacı tarafından tahliye davası yönünden temyiz edildiği, kira alacağına yönelik davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair kararın kesinleştiğinin anlaşılmasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı ..., davaya konu 01.08.2009 tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır. Buna göre Mahkemece; kiralanan yargılama sırasında tahliye edilmesi nedeniyle tahliye davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dava açılmasına sebebiyet veren davalı şirketin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davalı kefilin diğer davalı şirket ile birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

3.Temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 3 ve 5 numaralı bentlerinde yer alan "...davalılardan alınarak..." ibaresinin çıkartılarak yerlerine "davalı kiracı ... Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine,

6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***