"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/137 Esas, 2021/479 Karar
SUÇLAR : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜMLER : Sanıklar ... ve ... hakkında zincirleme şekilde rüşvet alma, ... ve ... hakkında zincirleme şekilde rüşvet verme suçlarından ayrı ayrı ikişer kez mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ..., ... ve ... müdafileri, sanık ...
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında ..., ... ve ...'den rüşvet aldığı isnatlarına ilişkin olarak hüküm kurulmadığı anlaşıldığından bu hususlarda mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1)Sanıklardan ... hakkında rüşvet alma, ... ve ... haklarında bu sanığa rüşvet verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Yasa'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçuna aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edebilecekleri ayrıca rüşvet suçunun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, bu anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olması gerektiği,
Diğer taraftan sanıklara isnat edilen rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarına ilişkin soruşturma işlemlerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 135. maddesi uyarınca "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan alınan tedbir kararları sonucu temin edilen telefon görüşmelerine dayandırılarak başlatıldığı, aynı Kanun'un 138/2. maddesindeki düzenleme uyarınca sanıklar hakkında katalog suçlardan olan rüşvet suçu için yapılmış bir bildirim ya da alınmış bir tedbir kararı olmadığı dolayısıyla telefon görüşmelerinin rüşvet suçu yönünden delil olarak kullanılmasında yasal olanak bulunmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerde sivil sanıkların suç tarihlerini kapsar mahiyette rüşvet anlaşmasına konu bandrolsüz veya müstehcen içerikli görüntülerin yer aldığı CD satışı yaptıklarına dair somut bir tespite yer verilmediği ayrıca banka hesap hareketleri ile PTT havale kayıtlarında kamu görevlisi sanığa sağlandığı iddia edilen menfaate dair bir kayda rastlanmadığı, sanıklardan ... ve ...'un kovuşturma aşamasında dönülen hazırlık anlatımlarının içeriği de dikkate alındığında, taraflar arasında serbest iradeye dayalı gerçek bir rüşvet anlaşmasının oluşmadığı, bu haliyle kamu görevlisi olan sanık ...'a yüklenen rüşvet alma isnatlarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ve ...'e yüklenen rüşvet verme eylemlerinin ise 5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etme suçlarını oluşturabileceği, bu suçların kanunda öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, suç tarihleri ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
2)Sanıklardan ... hakkında rüşvet alma, ... ve ... haklarında bu sanığa rüşvet verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise;
Kamu davasına dayanak teşkil eden 12.06.2009 tarihli iddianamede sanık ... hakkında "..., ... ve ... isimli şüphelilerden çeşitli zamanlarda ve miktarlarda, her şüpheliden birçok defa rüşvet aldığı" iddia olunarak zincirleme şekilde rüşvet alma suçundan (3) kez cezalandırılmasının talep edildiği, sanıklar ... ve ... hakkında ise ...'e rüşvet verdikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı halde ... yönünden anılan sanıklardan rüşvet aldığına dair bir isnada yer verilmediği, bu hususta usulüne uygun açılmış bir kamu davası bulunmadığı halde yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurularak 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesine muhalefet edilmesi,
Rüşvet suçu bir karşılaşma suçu olduğundan, çok failli suçlardan olup, bir tarafta rüşvet verenin, diğer tarafta ise rüşvet alan kamu görevlisinin yer aldığı, rüşvet veren ve alanın aynı amacın gerçekleşmesini hedefledikleri, bu itibarla esasında veren ve alan açısından tek bir suç olduğu gözetildiğinde; sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de kamu davasına dayanak teşkil eden 12.06.2009 tarihli iddianamede sanık ... hakkında sanıklar ... ve ...'tan rüşvet aldığına dair bir isnada yer verilmemesi ile rüşvet alma ve verme eylemleri arasındaki hukuki ve fiili bağlantı nazara alınıp bu kapsamda her iki suçun birlikte değerlendirilerek oluşacak ortak kanaate göre karar verilmesi gerekliliğine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile sanık ...'ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanıkların kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.