Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.12.2012 tarihli ve 2012/99292 Soruşturma, 2012/39895 Esas, 2012/15719 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları gereği cezalandırılması ile 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.... 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.03.2014 tarihli ve 2013/34 Esas, 2014/157 sayılı Kararı ile; sanık hakkında tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca mağdur sayısınca olmak üzere üç kez 1 yıl 8 ay hapis ve 4 tam gün karşılığı 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği cezasının ertelenmesine ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.

3.Kararların sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 07.10.2020 tarihli, 2020/1437 Esas ve 2020/1355 sayılı Kararı ile; sanığın, vergi mükellefi olması halinde ve gerektiğinde hakkında vergi incelemesi yaptırılması, icra müdürlükleri nezdinde alacaklı olduğu takip dosyalarının araştırılıp varsa borçluların faiz karşılığı sanıktan ödünç para alıp almadıkları hususunda tanık olarak beyanlarına başvurulması, faiz karşılığı borç para verip vermediği hususunda detaylı kolluk araştırması yaptırılması ile hangi beyan ve delillere neden üstünlük tanındığının karar yerinde tartışılması sonrasında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre de; tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olması karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin suçun mağduru değil, zarar göreni olacağı nazara alınarak, sanık hakkında, tek suçtan hüküm kurulup zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle temel cezada artırım yapılarak ceza belirlenmesi yerine, tefecilik suçundan üç kez cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini, sanık hakkında lehe olduğunda kuşku bulunmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce tartışılması zorunluluğu karşısında; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmeyeceği hususu sanığa sorulup CMK'nın 231/5. maddesindeki objektif ve subjektif şartlar da gözetilerek sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde değerlendirilmemesi ve Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ... 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2022 tarihli ve 2020/1386 Esas, 2022/172 sayılı Kararı ile; sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5 tam gün karşılığı 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hapis cezasının ertelenmesine ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekili, sanığın aldığı ceza 2 yıldan fazla olduğundan erteleme kararı verilemeyeceğini gerekçe göstererek kararı temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanığın, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermek suretiyle üzerine atılı tefecilik suçunu değişik zamanlarda birden fazla kez birden fazla mağdura karşı zincirleme şekilde işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrasına göre fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmuş ancak 65 yaşını bitirmemiş kişiler bakımından 2 yıl ve daha az hapis cezaları ertelenebilirken, hüküm kısmında açıklandığı üzere sanığa verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının anılan düzenlemeye aykırı olarak ertelenmesine karar verilmesi,

Kanuna aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2022 tarihli ve 2020/... Esas, .../.. sayılı Kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.11.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Kazanılmış hakka riayetle kurulan hüküm isabetli olduğundan hükmün onanması gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.

***