Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2020/49 Esas, 2020/912 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : İçişleri Bakanlığı

SUÇ : İkna suretiyle irtikap

HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi

EK KARAR : Temyiz talebinin reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine dair ek Kararın sanık, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin asıl Kararın ise sanık ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10/1. maddesinde yer alan "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır" şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 21/2. maddesi hükmü birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle muhatabın bilinen en son adresine tebligat çıkarılması, iade edilmesi durumunda tebligatın mernis adresine yapılması gerektiği gözetilmeden, yokluğunda karar verilen sanığın duruşmada bildirdiği aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine MERNİS şerhsiz olarak tebligat yapılmaksızın doğrudan MERNİS şerhli olarak 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği ve bu nedenle tebliğ işleminin usülsüz olduğu anlaşılmakla, 28.09.2020 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin ek Kararın kaldırılmasına ve esasın incelenmesine karar verilmiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre ikna suretiyle irtikap suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilerek katılma iradesinin ortaya konulması ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2018 tarihli ve 2017/194 Esas, 2018/287 sayılı Kararı ile sanığın, ikna suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 250/2, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna, 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddesi gereğince aleyhe istinaf talebi olmadığından kazanılmış hakları göz önünde bulundurularak 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.

B. İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 30.06.2020 tarihli ve 2020/49 Esas, 2020/912 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne, 5237 sayılı Kanun'un 53/5 ve 53/1-a maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay süreyle bu hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanığın Temyiz İstemi

İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi

Davadan haberdar edilmeden yargılama yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ve vekalet ücretine yöneliktir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Mağdurun ekonomik durumunun araştırılarak tespitinden sonra irtikap edilen para miktarı da dikkate alınıp sanık hakkında TCK'nın 250/4. maddesinin uygulanma olanağı bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılmaması,

Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına hükmedilmemesinin İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2016 tarihli ve 2016/12 Esas, 2016/569 sayılı Kararına yönelik aleyhe istinaf bulunmadığından kazanılmış hak teşkil ettiği ve eleştiri konusu yapılması ile yetinilmesi gerekirken, aynı Kanun'un 53/1. maddesinin (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesine aykırı davranılması,

Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi gereğince kazanılmış hak nedeniyle cezanın 2 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

III. KARAR

1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz isteğinin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 28.09.2020 tarihli ve 2020/49 Esas, 2020/912 sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA,

2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 30.06.2020 tarihli ve 2020/49 Esas, 2020/912 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. madde ve fıkrası gereği BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b madde, fıkra ve bendi uyarınca gereği için kararı veren Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,29.05.2025 tarihinde karar verildi.

***