Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/1738 Esas, 2023/884 Karar

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59/son ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2021/148 Esas, 2022/277 sayılı Kararı ile sanığın zincirleme olarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 43, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 187 tam gün karşılığı 5.610 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereği hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

B. İstinaf

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.04.2023 tarihli ve 2022/1738 Esas, 2023/884 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanığın Temyiz İstemi

Katılandan masraf almadığına, icra dosyalarının derdest olması nedeniyle katılanın zararının olmadığına, haciz işlemi yapılan taşınmazlarda başkaca ipotek ve rehinler olduğuna, yapılan satıştan icra dosyalarına pay düşmediğine, kararın bozularak beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Suç tarihinde Denizli Barosunda kayıtlı avukat olan sanık hakkında, alacaklı katılan vekili sıfatıyla Denizli 4. İcra Müdürlüğünün 2008/9421 ve 2008/9422 sayılı takip dosyaları üzerinden borçlunun malvarlığı üzerine haciz uygulattığı ancak hacizli malların satışına yönelik işlem yapmayarak katılanın mağduriyetine neden olduğu isnadı ile açılan kamu davasında mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın, katılandan dosya masrafı almadığını, katılanın alacaklı olduğu icra dosyalarından önce borçlunun malvarlığı üzerinde banka ipotek ve rehinleri ile başka hacizlerin olduğunu, satış yapılması halinde icra dosyalarına para kalmayacağını, nitekim borçlu adına kayıtlı ve hacizli satışı yapılan bazı mallardan dolayı icra dosyalarına sıra gelmediği savunması karşısında, icra dosyalarının getirtilerek yapılacak incelemede özellikle borçlunun taşınmazlarında tesis edilen haciz tarihleri de gözetilerek gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak borçlu adına kayıtlı hacizli taşınmazlarda süresinde satış istenmesi halinde katılanın alacaklı olduğu icra dosyalarına sıra gelip gelmeyeceğinin tespit edilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında "a" bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi ile iddianame ve son soruşturmanın açılması kararında yer almadığı, ek savunma da verilmediği halde aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrasının uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması,

5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 ile 24.04.2012 tarihli ve 2011/3-835 Esas, 2012/177 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-(c) maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın davaya konu olayda giderilebilir somut bir zarar oluşmadığı ancak mağduriyete neden olunduğu gözetilerek, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "katılanın zararını gidermediği" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması,

Nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması yerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesinin ikinci ve 307. maddesinin beşinci fıkraları gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2025 tarihinde karar verildi.

***