"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/3689 E., 2023/1934 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/156 E., 2019/417 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bünyesinde yurt dışındaki şantiyesinde aşçı olarak 15.04.2016-06.09.2017 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davacının 06.09.2017 tarihinde haklı olarak feshettiğini, en son net 2.200,00 USD ücret aldığını, ücretin bir kısmının elden avans kalan kısmının ise banka kanalı ile ödendiğini, haftanın 7 günü 08.00-20.00 arsında çalıştığını haftada 2 günün çalışmasını saat 24.00’a kadar uzadığını, ayda 1 gün tatil yaptığını, çalıştığı süre boyunca fazla çalışma ücreti asgari geçim indirimi, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücretlerinin ödenmediği gibi yıllık izinlerini de kullanmadığını, dinî bayramlarda sadece l gün izin kullandığını, kalan diğer günler ile resmî bayram ve tatil günlerinde çalıştığını, iş sözleşmesi feshedilmesine rağmen işçilik haklarının ödenmediği beyanla kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının el yazısı ile verdiği istifa dilekçesinde sağlık sorunu nedeniyle kendi istek ve rızasıyla işten ayrılmak istediğini belirttiğini, istifa eden işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, davacının ücretinin standartlarının çok üzerinde olması sebebiyle her türlü çalışmaları kapsayacak şeklinde belirlendiğini, bu sebeple ilave bir ücrete hak kazanamayacağını, izin ücreti talebinin reddi gerektiğini, yurt dışı çalışmalarının asgari geçim indirimi ödemesine tâbi olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; iş sözleşmesinin istifa ile sona erdirdiği ve davacının kıdem tazminatına hak kazanamadığı, dosyaya ibraz edilen izin formları gereği davacının yıllık iznini kullandığı, yıllık izin alacağı bulunmadığı, davacı tanıklarının tutarlı beyanlarında işyerinde fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma yapıldığını beyan ettiklerinden davacının bu husustaki iddiasını ispat ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, davacıya tüm çalışmalarını kapsar biçimde ödemelerin yapılmış olduğunu, davacı her ne kadar dava dilekçesinde 2.200,00 USD sabit ücret ile çalıştığını belirtse de davacının iş sözleşmesi süresince 2.000,00 USD ücret ile çalıştığını, bilirkişi raporunda asgari ücrete oranlama ile hesaplama yapılmasının açıkça ve alenen hukuka aykırı olduğunu, davacıya ek ödeme olarak 66,67 USD ücret farkı, 1.084,81 USD prim ödemesi ve işten ayrılışı sırasında hak ettiğinin fazlası olacak şekilde 1.000,00 USD izin ücreti ödemesinin yapıldığını, davacı lehine alacak kalemlerinin varlığı yönünde hüküm kurulması ve müvekkilinin bu biçimde mağduriyetine sebebiyet verilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı lehine ulusal bayram ve genel tatil alacağı ile hafta tatili alacağına hükmedilmeyeceğini, bir an için davacı lehine bu alacak kalemlerinin hesaplanabileceği düşünülse dahi davacı lehine yapılan ek ödemelerin hesaplanan tutarlardan mahsubu gerektiğini, iddia edilen koşullarda bir işçinin hiç tatil yapmadan, fazla çalışma yaparak çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hesaplamaya esas ücretin dosyadaki delillere uygun olduğu, davalı Şirkete karşı davası olduğu beyan edilen davacı tanığı hakkında gerçek dışı beyanda bulunduğu yönünde ciddi ve inandırıcı delillerin ileriye sürülüp ispatlanmadığı, davacı tanığının beyanına itibar edilemeyeceği yönündeki davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, yargılama aşamasında dinlenilen tanıkların çalışma saat ve sürelerine ilişkin beyanları doğrultusunda hesaplama yapılmasında ve belirlenen alacakların hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hüküm altına alınan alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri.
3. 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi.
4. 4857 sayılı Kanun'un 17, 41, 44, 46, 47, 49, 53, 54, 55, 56, 57, 59, 63, 66 ve 68 inci maddeleri.
5. Dairemizin 07.11.2023 tarihli 2023/11039 Esas, 2023/16717 Karar sayılı ilâmı.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
3. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
4. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birlikteliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
5.Aynı ilkeler, hafta tatili günündeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
6. Somut uyuşmazlıkta davacı; davalı işyerinde 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığını, haftada iki gün çalışmasının 24.00'e kadar uzadığını, fazla çalışma yaparak çalışmasına rağmen karşılığı ücretin ödenmediğini iddia etmiş, iddiasını ispat amacıyla tanık deliline dayanmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; tanık beyanlarına göre davacının haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arasında 1.5 saat ara dinlenme ile çalıştığı, ayda 1 hafta tatili kullanarak 3 hafta tatilinde çalıştığı, davacının hafta tatili gününde çalışmasının da 08.00-20.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme ile olduğu, davacı vekili tarafından ayrıca hafta tatili ücreti talep edildiğinden günlük 7,5 saatlik çalışma süresini aşan sürenin eklenmesi ile davacının haftada 20,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ne var ki bu kabul dosya kapsamına uygun değildir.
7. Davacı tanığı Ö.P.; aşçıların 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığını, hafta tatilleri olmadığını beyan etmiş; diğer davacı tanığı L.K. ise davacının haftanın 7 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığını, haftada 5-6 kez normal çalışmayı aşan çalışması olduğunu, bu çalışmaların 4-5 saat sürdüğünü beyan etmiştir. Davalı tanığı B.A, davacının 07.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, 15 günde bir izin kullandığını beyan etmiştir. Davacı tanıklarından L.K. davalıya karşı açtığı kendi beyanından, diğer davacı Ö.P'nin de davalıya karşı davası bulunduğu aşamalardaki taraf dilekçelerinden anlaşılmaktadır. Yukarıda (4) numaralı paragrafta belirtildiği üzere fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birlikteliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez.
8. Şu hâlde dosyadaki ispat durumuna göre, davacının ayda iki hafta tatili günü dâhil 07.00-18.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenme ile çalıştığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Nitekim, kararın İlgili Hukuk bölümünde yer verilen Dairemiz kararında da aynı sonuca ulaşıldığı anlaşılmaktadır.
9. Belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.