"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/183 E., 2024/286 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.10.2003 tarihinden 07.09.2012 tarihine kadar davalı işyerinde lojistik, personel, imalat, müşteri temsilciliği görevlerinden sorumlu genel koordinatör olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedilerek tazminat ile bazı işçilik alacaklarının ödenmediğini, son aylık ücretinin net 4.000,00 TL olduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ambar servisinde çalıştığını, haber vermeden ve hiçbir mazeret bildirmeden 07.09.2012 tarihinden itibaren devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazanmadığını, ayrıca ücretin iddia edilen miktarda olmadığını ve diğer işçilik alacaklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.12.2014 tarihli kararıyla; davalı tarafça davacının devamsızlığı nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiği ileri sürülmüş ise de bu konuda dosyaya yeterli bilgi ve belge sunulmadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 25.12.2014 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.06.2017 tarihli kararıyla; taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve emsal ücret araştırmasında, davacının Şirket müdürü veya üst düzey yönetici olduğu kabul edilerek araştırma yapılıp tazminat ve alacaklarının hesaplandığı; ancak tanık anlatımlarında davacının depo sevkiyat müdürü olduğunun belirtildiği, öncelikle davacının işyerindeki görevinin açıklığa kavuşturulması ve buna göre kıdemi de dikkate alınarak emsal ücret araştırması yapılması, bu yapılırken de davacının banka hesabına yatırılan miktarların ücret olup olmadığı saptanarak tazminat ve alacaklara esas ücretin belirlenmesi gerekirken eksik araştırmayla sonuca gidilmesinin hatalı olduğu, ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebiyle ilgili olarak tanık beyanlarının çelişkili olduğu, çelişki giderilmeden davacının dinî bayram dışındaki ulusal bayram ve genel tatil ile resmî tatillerde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılan rapora göre tatil ücret alacağının tahsiline karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 02.11.2023 tarihli kararı ile; davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, dinlenen tanık beyanları ile davacının fazla çalışma yaptığının, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının ispatlandığı, davalı işveren tarafından bu ücretlerin ödendiğinin ispatlanamadığı, davacının ücretli izin sürelerinin kullandırıldığının ya da ücretlerinin ödendiğinin izin defteri ve eşdeğer yazılı belgelerle davalı işveren tarafından ispatlanamadığından davacının izin alacağına hak kazandığı, davacının kanıtlanmayan dinî bayram ücreti ve fazlaya yönelik istemlerinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin 02.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25.03.2024 tarihli kararıyla; sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek Mahkemece bozma öncesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda net 4.000,00 TL ücretin brüt tutarının 5.260,74 TL olduğu, Türkiye İstatistik Kurumundan (TÜİK) gelen yazı cevabında ücretin brüt 5.089,00 TL olabileceğinin bildirildiği göz önüne alınarak 5.089,00 TL brüt ücret üzerinden tazminat ve alacakların hesaplandığı, bozma kararı sonrasında Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tanığının beyanına göre davacının ücreti net 2.500,00 TL, brüt 3.496,00 TL kabul edilerek tazminat ve alacakların hesaplandığı, davacının ifa ettiği görev, TÜİK verileri ve tanık beyanları ile birlikte tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının ücretinin net 4.000,00 TL, brüt 5.260,74 TL olduğuna yönelik iddiasını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, ancak ilk kararın davacı tarafça temyiz edilmediği, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınarak bozma öncesinde alınan bilirkişi raporu doğrultusunda alacakların hüküm altına alınması gerekirken hatalı değerlendirme ile davacının ücreti net 2.500,00 TL kabul edilerek sonuca gidilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işveren nezdinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile depo sevkiyat müdürü olarak en son 4.000,00 TL net ücretle çalıştığı, ancak bozma öncesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda TÜİK'ten gelen yazı cevabında ücretin brüt 5.089,00 TL olabileceğinin bildirildiği göz önüne alınarak 5.089,00 TL brüt ücret üzerinden tazminat ve alacakların hesaplandığı, ilk karara karşı davacı tarafından temyiz yoluna başvurulmadığından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu,
2. Bilirkişi raporunda fazla çalışma ücreti alacağı 39.561,34 TL olarak hesaplanmasına rağmen 10.391,32 TL olarak hüküm altına alındığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, aylık ücret miktarının tespiti ile vekâlet ücretine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.