"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/153 E., 2024/457 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı işyerinde çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini, davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek ödenmeyen fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23. maddesi gereği geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan Yüksek Hakem Kurulu tarafından karar bağlanan toplu iş sözleşmesinin idarelerce sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakların belirlenmesinde esas alınacağının düzenlendiğini, bu düzenleme gereği davacının ücretine %4 zam uygulandığını, davacının ücretinde indirim yapılmadığını, hizmet alım sözleşmelerinin kadroya geçiş tarihi itibarıyla sona erdiğini, davacıya mevzuata uygun olarak ücret ödemesi yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oranı dikkate alınarak ödeneceğinin düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 28.12.2023 tarihli kararı ile; davacı ile davalı arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası dikkate alınarak ödeneceğinin düzenlendiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının aynı alacaklara ilişkin olarak Beypazarı İş Mahkemesinin 2020/335 Esas, 2021/353 Karar, sayılı dosyasında davasının bulunduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve bu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21.04.2022 tarihli ve 2022/3932 Esas, 2022/5086 Karar sayılı kararı ile onandığı ve kesinleştiği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince Beypazarı İş Mahkemesinin 2020/335 Esas, 2021/353 Karar sayılı dosyası getirtilerek dava konusu alacaklar hakkında yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ile davalı arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oranı dikkate alınarak ödeneceğinin düzenlendiği, bozmaya uyularak Beypazarı İş Mahkemesinin 2020/335 Esas, 2021/353 Karar, sayılı dosyası getirtilerek yeniden bilirkişi raporu alındığı, kesinleşen Mahkeme kararında hükme esas alınan alacak dönemleri dışlanmak suretiyle hesaplama yapıldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının ücretinin 375 sayılı KHK hükümlerine göre belirlendiğini, Bakanlığın genel uygulamasının hukuka uygun olduğunu, davacının bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretin esas alınmasını bir yandan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, bu durumda işçilere hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gibi (çifte zam) bir durum oluşacağını ve ücretlerin fahiş bir hâl alacağını,
2. İddia edilenin aksine davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 oranında ücret zammı uygulanmadığını, ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 2018 yılı ücreti korunarak bunun üzerine %4 oranında zam yapıldığını, ücretin düşürülmediğini,
3. İş sözleşmelerinde belirli bir oran yazılmış olsa dahi geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının hesaplanmasına ilişkindir.
1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı ..., 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/1-(j) hükmü gereğince harçtan muaftır. İlk Derece Mahkemesince hüküm fıkrasının, (6) numaralı bendinde davalı ... Bakanlığının harçtan muaf olduğu belirtilmesine rağmen (7) numaralı bendinde davacı tarafından yatırılan harçların davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Vekâlet suret harcı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 323. maddesi kapsamında yargılama gideri değildir. Bu nedenle vekâlet suret harcının davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesi, davacı tarafından yatırılan diğer harçların ise davalı ... harçtan muaf olduğundan talep hâlinde davacıya iadesine karar verilmesi gerekir. Belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... Bakanlığının diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı ... Bakanlığının İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılarak yerine;
"Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafın yatırdığı toplam 1.343,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine, vekâlet suret harcı olan 11,50 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına," ibaresinin (7) numaralı bent olarak yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.